13.8.06

tatil-ALANYA'DAN RESİMLER


devamı BURADA
"akdeniz sahillerinde bir yaz" anı yzısından
........ Alanya'ya 25 km doğu girişinden son viraja veda ederken, iki renk arasına yerleşerek, sereserpe uzanmış bir tablo karşımızda .
Güneş, ikindi vaktinin yüksekliğinde uzattığı sekiz renk çizgilerinin doğrultusunda. Mahmutlar beldesinin girişindeki minik tepeden ilk kez ilerlemekteyiz.
Güneş baba batıya doğru mesaisini bu günlük sona erdirme yolundayken, sekiz parmağını bize uzatmış, yol gösterme nezaketinde bir durum. Kentin turizm elçiliğine adeta gönüllü soyunmuş bir rehber gibi gök kuşağı çizgileri. Gök ve denizin iki mavisi arasındaki duruşu, solundaki yeşil-kahverengi tonundaki Alanya tablosunun, ressamı gibi. Ne bir toz bulutu, ne foseptik nezaketsizliği, ne de fosil artıkların dışkıları...
Kentin Oba girişiyle Otogar çıkışı arasındaki geometrik görüntü Onbeşlik hilalin duruşunu andırmakta; güneyine oturmuş kale ise, hilalin eğimine sığınmış tek yıldız... gök mavisinden deniz mavisine izdüşümü bir ay yıldız. Özgürlüğün ve barışın, çok ulusluluğun, çok kültürlülüğün, daha nice çok...ların tablosu. Kan ve nefretin rengi yok burada. Kentin göbeğindeki Atatürk’ün zeytin dallı heykeli bunu anlatmakta

10 -Ya "SEN"ce?:

nehirida dedi ki...

tatil bende uzun yıllardır işe gitmemek:) Sabah saati kurmadan uyanmak. Ve beni yansıtmayan kıyafetlerden arınmak, kurtulmak.
Benim eşim Ödemişli ve oranın da bir köyünden. Tıpkı karadeniz köylerine benziyor köyü. Bir dağın eteğinde sabah sis çöker akşama doğru usul usul kalkar. Bayılırım oraya.uyuduğum odadan elimi uzatır şeftali yerim. İlle deniz olmasa da olur. Dedim ya ben işe gitmeyim bu en güzel tatil:)
1995 yılında adrasan'ı görmüştüm. Orman ve deniz birleşiyordu. yine öyle mi oralar? tıka basa insan doldurulmuş mekanları sevmiyorum. Ve malesef antalya yazın ilk adresi.

sedef dedi ki...

Tatil benim için... Çevrenden uzaklaşıp, malesef sıkılmak..

zihniorer dedi ki...

Sedef, nasıl yani?
sıkılmak nasıl tatil oluyor?
Biraz daha açıkla da içini iyice dök.
Bu yaz seni ve alican'ı davet etmeyi düşündüm de, ev misafir dolup-taşıyor. Hani acemiyiz ya!...

sedef dedi ki...

Valla zihni abi, tüm dostları başka şehirlerde bırakıp memlekete gelmek, sıkıyor insanı...

Davet etmiş kadar oldun zihni abi, seni bloglarımıza bekleriz :) alican: http://kemanist.blogspot.com/

bekleriz ;)

metin-thePoor dedi ki...

Zihni Bey,

Bilmeden bir kabahat mi işledim? Benim yazlığa niçin uğramıyorsunuz artık?

metin-thePoor dedi ki...

Sedef Hanım,

Sizin Alican Bey gerçekten 13 yaşında mı? Peki, kardeşiniz mi?

sedef dedi ki...

Metin Bey:

Alican "Bey" :) Evet, kardeşim. 92 doğumlu, aslında 14 olması gerekir değil mi? 13 yazıyor, belki de doldurduğu yaş yazıyordur.. 2 hafta sonra doğumgünü, 14'ü dolduracak:)

metin-thePoor dedi ki...

Sedef Hanım,

Pek yetenekliymiş kardeşiniz maşallah.

Sedef Hanım & Zihni Bey,

Hemen koşup geliniz. Candan Hanım çiğ börek yaptı. Yanında ayran, çay, ne isterseniz...

sedef dedi ki...

Ohoo, ben davet edilmeden geldim bile :)

zihniorer dedi ki...

Metin Bey,
size bunu dedirtmekle ben kabahat işledim biliyorum. Ama dostlar arasında kabahat mi olur!. Diyerek sıyrılayım kabahatimden en iyisi.
Asıl gerçek şudur Metin Bey,
1. maşallah o kadar hızlı gidiyorsunuz ki, yettişmek zor oluyor. Ama okumadığımı (uğramadığımı söylemeyin (çünkü kanıt yok değil mi)
Neyse suçluluk psikozu böyle yapaıyor insanı işte. eveleyip geveletiyor. En iyisi susmak ve, Metin Bey in yazlığındaki mevlüde koşmak. Kalk sedef gidiyoruz.

--