melodisi yan sütunda
Mevsim Sonbahar. Şiirlerde ayrılığın ve ölümün borcu dökülen yapraklara yazılırken, aşka gidişin yolunu fırtınalar süpürüyor. İlkbaharın afrodizyak hüneri bu mevsimde toprağa düşen renk fidelerinde saklı.
O’nu ilk gördüğümde,
hayalime çizdiğim tablonun, can ve koku verilmiş son hali diye geçirdim içimden. En küçük fırça kaçkıntısına rağmen kim bilir kaçıncıdan sonra tamamlanmış bir resim gibi...
Damla vardı düştüğü resmi müsveddeye çeviren, damla vardı düştüğü gönlü aşka döndüren...
Ruhuma saldığı kıvılcımla, yalnızlığıma küf yapan yağmur damlası buharlaşmaya başlamış, yeşile çalan iz bırakmıştı yerinde.
Heyecanımın güdümündeki bütün dengeler, mevsim engeline rağmen genişlemeyi sürdürüyordu. Ne toprağı fazlaydı ateşi boğan, ne de ateşi fazla toprağı kavuran. Dünya filizlenen bir aşkın hesabına dönüyordu sanki.
O’nu sevebilmek olasılıktan çıkmış, mutlak değere dönüşmüştü. Kalbimin sıcaklığında buharlaşan küf kokuları yerini, yalnızlığımın kör kuytusunda açılmaya yüz tutan tomurcuğa bırakıyordu
Uykuma uyanıklığıma, yediğime içtiğime, soluduğuma tümüyle karışmıştı zamanı dondurarak.
Bir gün, birkaç kutu bira almıştım sevdamın deminde kaybolmak, aranmak ve bulunmak testini denercesine. Ilık bir güz denizi kumsalında büyükçe bir taşın üzerine oturdum. Sahil gazinosunun hoperlöründen yayılan bir aşk şarkısının ritmine tempo tutan kirpiklerim, O’nun yanıbaşımda yokluğunu sorguluyordu adeta. Yağmur sonrası meltem rüzgarında salınan dalgacıklarda bir kırılıp bir savrulan şavkı gözlerimin önüne geliyordu. Doğuştan permalı saçlarının helezonik yapısına nasıl da benziyordu su zerreciklerinde kırılan ışığın gökkuşağı.
Akşam karanlığı renkleri yutmaya başladığında hayalden gerçeğe dönüşün refleksiyle uyandım. Duygularım aklımı da dikkatimi de teslim almıştı. Heyecanımın bedenimden emdiği ter sıcaklığıyla doğanın iklimini fark etmem imkansızdı. Akşam serinliğinde belime saplanan soğuk, belimi orta yerinden bükse de, çok da umurumda değildi.
Akşam oldu.
Toplam iki saatlik bir uyku ile sabahın altısında uyandığımda, ancak üçüncü hamlede doğrulabildim. Ayağa kalkmak istedim, bedenimin kontrolden çıktığını anlayınca, kendimi yatağa tekrar atıverdim.
Akşam yemeğine davet edilmiş olmaktan duyduğum heyecan ile belimdeki acı birbirine karışmıştı. Bazen heyecan baskın çıkıyor bazen davetsiz ağrılar. Ağrı ile heyecan arada bir eşitlendiğinde, O’nun karşısına özürlü çıkmanın doğuracağı kaygı, ağır basıyordu.
devamı olabilir
10 -Ya "SEN"ce?:
Devamı sabırsızlıkla bekleniyor efendim...
toplam iki saatlik uykular...
en fazla iki saatlik, dalıp, dünyadan bir anlık geçip gidiverecek de, hayatı boyunca beklenmiş bir şeyi kaçıracakmış gibi bir endişeyle yerinden fırlayarak uyanmalar. ayak çıplak koşup, yol(un)a bakmalar...
ne güzel sızıymış böyle...
devamı olsun, lütfen:)
çalışacağım efendim. ama zorlanıyorum doğrusu. buraya sığdırmak için özetlemek yeniden yazmaktan zormuş:)
teşekkürler Aysema Hocam.
tozlu raflarda küflenen aşklardan maraz çıkıyor sonra:)
kaseti aradabir başa sarmakta yarar var değil mi. en azından verdiğiniz emekleri gözden geçirdiğinizde saygınız bir başka şekilleniyor...
ehh, çalışacağım devamına.
Devam devam. :) Özlemişim...
Zeyno,
devam etmesi kolay olmasa da denemekte yarar var:)
teşekkürler efendim
Devamını bekliyorum ben de :) Ben de seni bloguma beklerim, güzel yorumlarını da beklerimmm :)
http://lunaparkqueen.blogspot.com
Lunapark,
hoş geldin.
devamı yolda efendim.
teşekkürler
Anlatı yağ gibi olmuş, eriyip hıphızlı akıyor.
hem de çok samimi...
Çok hoş...
"akmaya devam etsin" diyenlerdensin:))
anladım, teşekkürler Kali Rind:)
Yorum Gönder