Mart-ı ve K-edi
Mart ayının şifreli kombinasyonu
özgürlük ve aşk
madem konu yine aşk, o zaman biraz derinlerine dalalım
kendimizi şöyle bir aşkın içine salalım.
ne bekler insan karşısındakinden, nedir aradığı?
kimselerde bulamayıp da O'na gelince "heh işte bu" dediği?
nedir?
ne arar?
bir kadın neden aşık olur?
bir erkek?
nasıl biter tükenir bir aşk peki?
ya da biter mi ki?
tenini hissetmekten aldığı tat, neden eşsizmiş gibidir aşıksa?
ve öpmenin, öpülmenin sonsuz sayıda olmasının dileğindeki neden...?
nedir, nedendir aşk?
ve aşık olmak neden bu kadar güzel, bu kadar zordur?
ya hayatın tadı, neden aşık olunduğunda daha bi hoştur?
altı üstü bir hormonun seviye değişikliği madem...
e hormonlarına söz geçiremezki zavallı adem...
heh işte, ben de tam bu yüzden;
"gönlümü saldım çayıra, hadi mevlam kayıra" :)
not:
Sevgili Edi Birsöz'ün şirsel yazısını
facebook sayfasından
(güven ve hoşgörü kredisi açtığını hissederek)
buraya izinsiz taşıdım.
10 -Ya "SEN"ce?:
Kelime oyunlarına ne kadar düşkün olduğumu bilirsin. Kıskandım inan... "Ben yazmalıydım bunu bennnnn" dedim...:) Sayfanı komple paylaşıyorum senden izin almadan hem de...
Kelimelerle dans etmek her "yiğidin-güzelin" harcı değildir. Kelimelere dans ettirmek de öyle. Sen bu işin ustasısın biliyorum:)
canın sağolsun, bütün blogu kopyalayıp alabilirsin:)
Est. Bunu senden duymak çok güzel... Sayfanı paylaştım. Zaten piranha gibiler blogunu didik didik edecekler. :)
Mart ayına girince tek aklıma düşen, kedim Şelale.
2006 yılında henüz 3 aylık bir tazecik olmasına rağmen çiftleşmek için 2 kez 4. kattaki balkonumuzdan yola atladı.
Ölümüne yapılan bu atlayış da gözü kara bir ihtirastı...
Hey gidi.
ilahi derbay:))
şiirde yazıldığı gibi hormonlarına söz geçiremezse bir canlı, güvenlik önlemleri de bir işe yaramıyor:)
"şeytana uyma" sözü Mart aylarında kediler için söylenmeli:
"kediye uyma" biçiminde.
Merhaba,
Bloglarınızı takdire değer buldum.
Düşündürürken, eğlendirirken dersler veren; akıcı, çekici olmak kolay değil. Başarılarınızın devamını dilerim.
Haa Şelale, haa ben... :)
Kaç oldu, öldüm öldüm dirildim...
Acaba 9 canlı olmayı da böyle açıklamaya çalışabilir miyiz, Zihni Hocam?? :)))
Sabahattin Gencal Hocam,
hoş gelerek onurlandırdınız beni:)
Blogunuzu ben de ziyaret ettim ve bir Öğretmen emeği olduğu nasıl da belli:) Böyle bir Öğretmen tarafından başarılı bulunmak inanın yeniden öğrenciliğimi hatırlattı ve heyecan duydum.
Hani fena da sayılmazdım da:)
Madem ki bir öğretmen olarak gözünüz bu blogun üzerinde, artık yazılarıma bir başka özen gösterme heyecan ve sorumluluğunu yüklendim.
Çok teşekkür ediyorum sayın Hocam.
by yazıyı size ithaf ediyorum, belki bir daha yolunuz düşerse...
Sevgili SentiuS,
şelale ölüp dirilmez benim bildiğim. ancak süt beyazı köpürür ve köpürse de sadeliğinden, duruluğundan birşey yitirmez.
sen hangi makamda öldün önce onu bulmak gerek yoksa bazı ölüm besteleri can sayısına bakmaz:)
Zihni hocam ben Derbay'ın kedisi Şelale ile kendimi özdeşleştirmeye çalışmıştım, "haaa Şelale, haa ben" derken...
Ama siz yine öyle güzel yakalaşmışsınız ki "bazı ölüm bestelerinin can sayısına bakmadığı" vurgunuz ile...
Ne diyeyim elinize, emeğinize yüreğinize sağlık... :)
Saygılarımla...
Yorum Gönder