12.10.06

ORHAN PAMUK VE NOBEL ÖDÜLÜ

BABAMIN BAVULU youtube (mpeg)
Orhan Pamuk, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal...vs çizgisini (postmodernist farkla) sürdüren bir edebiyatçımızdır.
Edebiyatçılık, iç özgürlüğün kalem ucundan beyaz sayfalara (şimdi klavyeden ekrana) ahenkli sözcüklerle dökülmesi ise yazarlık, insanlığın ortak çıkarı uğruna fikir üretme sanatı olabilir.
Kendi özel çıkarları uğruna "kiralık kalem"ciliği meslekleştirerek yaranma çabasını ayrı kefeye koymak gerekir ki onları ne tarih tanır ne de sağ duyu.

Orhan Pamuk iddia edildiği gibi, kendi ülkesinin çıkarını başka ülkelere peş-keş çektirme düşüncesinde olduğunu düşünmek ya saflık ya da kurnazlık olabilir. Ülke çıkarını başkalarına asıl peş-keş çekmenin ne olduğunu "liberal tercih"le yaşamaktayken, bunu bir yazarın ödülüne indirgemek ne kadar gülünç kaçmakta!
Fransa Parlamentosu’nun “ermeni soykırımı iddiasını” da bir o kadar gülünç bulmak zor değildir. Kaldı ki iki dünya savaşında “sen çok öldürdün ben az öldürdüm” matematiği de hamasetçiliği aşmayacaktır. Tencere dibin kara hesabı…
Bu ödülü, “ermeni katliamıyla” ilişkilendirmek Türk ve Fransız politikacılarının işi olabilir ancak.
Orhan Pamuk’un Nobel’e çıkan merdiven basamakları aşağıdadır.
ÖDÜLLERİ:
1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü Karanlık ve Işık (iki yazarlı)
1983 Orhan Kemal Roman Ödülü Cevdet Bey ve Oğulları
1984 Madaralı Roman Ödülü Sessiz Ev
1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (Birleşik Krallık) Beyaz Kale
1991 Prix de la Découverte Européene (Fransa) Sessiz Ev (Fransızca çevirisi nedeniyle)
1991 Antalya Altın Portakal film festivali en iyi senaryo Gizli Yüz
2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) Benim Adım Kırmızı
2003 Premio rinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı
2005 Alman Kitap Sanatı'nın Barış Ödülü (Almanya)
2005 Prix Medicis Etranger (Fransa) Kar
2006 Nobel Edebiyat Ödülü

Nobel Edebiyat ödülleri her yıl Alfred Nobel'in sözleri ile bir idealist eğilimi en farklı şekilde ifade eden yazara verilmektedir. İsveç Akademisi her yıl bu ödüle layık kişileri seçmektedir

Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan bir ödül imiş.

Alfred Nobel fizik bilimcisi olarak ününü, insanlığı savaş tüccarlarına boyun eğdirecek BARUTu icat ederek almıştır. Bu ne çelişkidir ki kendisi de barutu patlattığına pişmanmış gibi. Bir çeşit "insanlıktan af dileme" ve bir iç hesaplaşma sanki? Ölürken servetini insanlık için çalışanlara harcanmasını vasiyet etmesi, son nefeste “imana gelme”nin onuru gibi.

Zayıf halkların üzerinde acımasızca baskı kuran kapitalist ülkeler, "nobel ödülü" gibi insani bir kavrama sahip çıkıyor görünmeleri TAKİYYECİLİK olarak yorumlanabilir.
Orhan Pamuk önemli bir ödülü aldı ama, altının değerini sarrafı bilir.
Bu ödülün tören konuşmasını, "silah tüccarlarının takiyyeciliğine" vurgu yapmasını isterdim ki, ikinci ödülü ezilen halklardan alsın.
ABD'in Nobel Barutu egemenliğini deşifre etmesi ne de yakışık alırdı ya.
Her şeye rağmen, içi boş spor karşılaşmalarında aranan "yenme" egosu yerine,
İnsanlığa tarih boyu ait olmuş bir yazar kazandırmanın gurunu yaşamalıyız.
Kurşun kalemcilerin tükenmez kalemlilere karşı savaşını tarihe devrettiğimizde, adının kalıcı olanları ile silinecekler şimdiden bellidir./zihni örer

3 yorum:

zihniorer dedi ki...

Yazar Orhan Pamuk'un kitabını sevdikleri için değil neler yazdığını merak ettikleri için satın aldıklarını dile getirerek, "Bizi görüntülemeyin. Çünkü hayatımızda ilk defa bu yazarı neden bu ödülü aldığını anlamak için okuyoruz. Türkiye'de çok daha iyi yazarlar varken neden Orhan Pamuk'a verildi, bunun sebebini çok merak ediyoruz"
dediler
---------------
İşte türk insanının (hepsi değil elbette) değerleme mantığı!
Hem tanımıyor, hem de değerlendirme yapıyor.

kaneze dedi ki...

Gandi gibi meydan okuyuş lazım,

gaykedi dedi ki...

Yalçın Küçük, Pamuk'un Sabetayist olduğunu ve Amerika'daki Yahudi lobileriyle yakın ilişki kurduğunu Şebeke kitabında dile getiriyor. Orhan Pamuk, 'içerik itibarıyla söyleyenin yüzünün kızarması gereken iddialar' olarak tanımlıyor bunları. Pamuk'un baba tarafı Çerkez kökenli. Ona saldırarak prim yapmaya çalışanlara da, onun daha hiç bu kadar ünlü değilken yazdığı şu satırları armağan ediyorum:

'Üç padişah, bir halife ve üç cumhurbaşkanı eskittikleri yarım yüzyıllık yazı hayatları boyunca, üç kavgacı kalemşör, zaman zaman doğru da olan başka birçok suçlamayla birlikte, birbirlerini dinsizlik, jöntürklük, frenklik, milliyetçilik, masonluk, Kemalistlik, cumhuriyetçilik, vatan hainliği, padişahçılık, Batıcılık, tarikatçılık, edebi hırsızlık yapmak, Nazilik, Yahudilik, Araplık, Ermenilik, homoseksüellik, döneklik, şeriatçılık, komünistlik, Amerikancılık ve en son olarak da da günün moda konusu egzistansiyalitlikle suçlamışlardı.'

Orhan Pamuk, 'Kara Kitap'a bunları yazdığında bir gün kendisinin de benzer saldırılardan nasibini alacağını bilmiyordu tabii ki. Yıllar içinde onun hakkında bütün bunlar söylendi. Ama hiçbir iftira onun daha iyi, daha cesur, daha büyük kitaplar yazmasına engel olmadı. Çamur atanlar birer birer unutuldu, Orhan Pamuk'sa adını dünya tarihine silinmemek üzere yazdı...Oray Eğin' in yazısından...

http://www.gaykedi.blogspot.com/