28.2.07

YAMAN ÇELİŞKİLERde genelleme

KADINLAR, KOCALARINI (huylarını) DEĞİŞTİRMEK İÇİN ÇOK UĞRAŞIRLAR.
OYSA ONLAR ÇOCUKKEN, HEMCİNSLERİNİN ELLERİNDEYDİ...


ERKEKLER, KADINLARININ "KİMLİĞİNİ" KORUNMA GÜDÜSÜYLE KAPATIR, BASTIRILAR.
OYSA KAPALI YERDE ERİYİP TÜKENDİĞİNİ (ÇOĞUNLUKLA) FARKETMEZLER.
BİR GÜN FARKETTİKLERİNDE, KADIN İÇİN GERİYE DÖNÜŞ, İLERİYE BAKIŞ BİTMİŞTİR.
ERKEK İÇİNSE, "YENİLERİNE" BAKIŞ BAŞLAMIŞTIR!

2 yorum:

Neverland dedi ki...

Genelde calismayan bayanlar icin daha büyük bir tehlike bu...
Cunki calisma hayati insanlara, daha cok insan tanima daha cok tecrübe edinme, hayati farkli bakis acilariyla görme konusunda en azindan bir pencere aciyor.Pencereleri , hayati tanimaya calisan, kendini gelistirmeye calisan erkekler büyütüyor ama evdeki kadinlarin penceresi günlerden ve ev islerinden ibaret kaliyor,büyümüyor...Degisik insanlar taniyan erkek ise bir süre sonra bu yeni tanistigi insanlardan ögrendiklerini anliyacak, paylasacak, daha yeni ve degisik seyler alabilecegi birini arar oluyor ve malesef evdeki kadin bu beklentilere cevap veremiyor...
Ama bu kimin hatasi; kadinlari bastiran erkeklerin mi yoksa sadece kendi kendine düsünme ve hareket etme yetisini gelistiremeyen kadinin mi ?( ki böyle yetistirildiyseniz , zincirleri kirmak cok ama cok zordur)
Ha bir de sunu anladim ben Zihni Bey, kimse kimseyi degistiremiyor...Siz degistirmeye calistikca degisen sadece sizin kalbinizin kirilganligi oluyor.Bunun icin kimse birlikteliklere `nasil olsa degisir`diye baslamamali.Aradan gecen zamanla bu farklilklar fazlalastikca ve sevgi kirilganlastikca bireyler degismemeye karsi direnc göstermeye basliyorlar...En güzeli karsindakini oldugu gibi kabul edebilmek, onu oldugu gibi sevmek, degistirmeye calismamak olurdu..Mümkünse tabii..

Bir Umay Umay sarkisi, dinlemisliginiz varmi bilmem, ben cok severdim bir zamanlar...Sarkida da dedigi gibi; nihayetinde hepimiz misafiriz bu hayatta, kimin kimden önce yola cikacagi mechul...Kimsenin kimse icin degismesine gerek yok.O son geldiginde geriye sadece sallanacak bir el kaliyor...


is yarası gibiyim o temiz ellerinde
dil yarası gibiyim o masum sözlerinde
kal deme hiç bunu benden isteme
sus bu gece bana aşktan sakın hiç bahsetme
dur bu gece bana dokunma beni delirtme
sana boşuna umut vermek istemem

çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde
bana ait birşeyler var o sert gülüşlerde

sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme
giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince
sen yine olduğun gibi kal misafirim bu şehirde
bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince

mum gibiyim senin ışıl ışıl gözlerinde
kum gibiyim uçsuz bucaksız o çöllerinde
kış gibiyim yakan yaz güneşinde
hırsız gibiyim kadehteki o ruj izlerinde
dil gibiyim yanağındaki o beninde
kal deme hiç bunu benden isteme

çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerde
bana ait birşeyler var o sert gülüşlerde

sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme
giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince
sen yine olduğun gibi kal ben misafirim bu şehirde
bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince

çağıran bir şeyler var hep beni uzak şehirlerden
bana ait birşeyler var o sert gülüşlerde

sen yine olduğun gibi kal benim için sakın değişme
giderim bugün ha yarın hareket vakti gelince
sen yine olduğun gibi kal misafirim bu şehirde
bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince

sen yine olduğun gibi kal ben misafirim bu şehirde..."

zihniorer dedi ki...

Sevgili neverland,
"Genelde çalışmayan bayanlar için daha tehlike" demişsin.
Genellikle böyledir, haklısın. Zaten başlıkta da "genelleme" olduğunu yazmıştım. Bir de özel durumlar var ki, "İnsan hakkını ve dolayısıyla da kadın hakkını doğru tanıyan erkeklerdin yanındaki kadınlar için durum farklıdır.
Keşke, "çalışan-çalışmayan" değil de, "gelenekçi-modern" diye ayırsaydık. Çünkü, (dışarda)çalışan bir çok kadın, evine geldiği zaman, yine ev kadınıdır. Erkek egemen (gelenekçi) aile yapısında kadının işi gerçekten zordur.
Ezilmiş kadın, estetiğini de yitirecektir doğal olarak. Oysa estetik kadını güçlü ve çekici kılan özelliklerden biridir.
Aşık olunma yetilerini de yitirir bu durmda kadın. Her şeyden önce, kendi sağlığını erken tüketir.
Bu durumlarda erkek, arayışlarını dışarda sürdürmeye çalışır. Tıpkı nasreddin hocanın "bindiği dalı kesen adma" hikayesi gibi.
Bu yazdığın şarkı sözlerini dinlemek isterdim. Aramalıyım bir yerden.
Teşekkürler katkın için.