7.3.08

8 MART meselesi!

KADIN HAKLARININ türbana İNDİRGENDİĞİ BİR ZAMANDA,
KADINlar gününüzü KUTLAMIYORUM.

Oysa temel haklarda ve güvenlikte eşitlik, yaşam mücadelesine verilen enerjide de eşitliği getirecekti.

Oysa, eşitler arasındaki aşk ve paylaşımın emeği de eşit, anlamlı ve kaliteli olacaktı.

Oysa kadının erkeği sigorta ve geçim aracı, erkeğin de kadını çocuk doğurma makinesi olarak görmesi son bulacaktı.

Oysa nankörlük edenleriniz çoğunlukta ve kazanılmış haklarınızı elinizden alan hükümnetleri koşulsuz besliyorsunuz. Size yarım hak verenle tam hak veren "sistem"e verdiğiniz destekte çelişkileriniz şaşırtıcı!...

Kusura bakmayın ama, bu yüzden, kadınlar gününüzü kutlayamıyorum.

13 yorum:

haydar eren dedi ki...

Siteminize katiliyorum Zihni Bey. Demokratlar olarak Turban yasaginin kalkmasina vedigimiz destek daha cok kadin turbana girsin amacinda degil, aksine bu turlu seylerin en bastan yasaklanmasinin yanlis oldugunu ifade etmektir.

Yoksa kadini cuvala sokmanin kutlanacak bir yani elbette yoktur. 8 Mart konusunda bir iki satir yazmistim. http://demokrasidemokrasi.blogspot.com/2007/12/erkeklerin-dunyasi-hastaligi.html
Muhabbetle.

Elestirel Gunluk dedi ki...

Haydar hocama katiliyorum ama niyeyse bu anlamsiz yasakla ugrasmaktan kadinin ozgurluk adina kendi "ozgur iradesiyle" kendi koleligini secmesinin garipligini de yeterince problematize etmedigimiz de acik bence...Bir suru genc kiz ve kadin bunu sorgulayamadi, biz sorgulatamadik, biz sorgulamadik...

zihni örer dedi ki...

Haydar Bey,
"yasakları yasaklamalı" gibi bir düşünceyi vurguluyorsunuz. Ama katıldığınız sitemimden de anlaşılacağı gibi, yasaklanması gereken yasakların arasında "kölelik özgürlüğü" gibi bir ayrık otu karışıyor. Bu ayrık otu, asıl özgürlüklerin beslenmesi gereken gıdayı sarmalıyor.
linkteki makalenize hemen gidiyorum, katkınız için teşekkür ediyorum.

zihni örer dedi ki...

Sn.eleştirel günlük,
bir üstteki yorumumda senin yorumundan kopye çektim:))

bunlara ek olarak, T. Erdoğan'ın, kadınlar gününde "3 çocuk yapın ki, hizmet nesli tükenmesin" mesajı da başlı başına bir konu. Bir neslin yoksulluğunun başında çok nüfus geldiği bir ülkede daha da çok çocuğu kışkırtması, ihanetin daniskası değil mi. Ateşe körükle gitmek gibi sanki.
Katkın için teşekkür ediyorum.

Neverland dedi ki...

Dogru söylemissiniz Zihni Bey,
Kadinlar kendileriyle celisiyorlar aslinda...

En üzüldügüm nokta Islamin sadece bir kucuk bez parcasindan ibaretmis gibi gösterilmesi...

Malesef zamaninda yikanilan beyinler, sosyo-ekonomik kosullar , kizlarimizin kadinlarimizin saglikli ve perspektif bir acidan düsünmesine engel oluyor...

Hangi hakkin ne oldugunu ve neye mal oldugunu anlayamamanin özünde malesef egitimisizlik ve yikanmis beyinler yatiyor...Tür kadinina bir Rol-Model lazim ama nasil olacak bilmiyorum?

Elestirel Gunluk dedi ki...

Bu tartisma ve dunku gazetelerin milliyetci 8 Mart yorumu bana meseleye bir baska acidan daha baktirtti. Burdan efendim...

haydar eren dedi ki...

Zihni Bey, "yasakları yasaklamalı" benim anlayisimin tam tersi.
Ben yasaklar sadece baskalarinin demokratik haklarina vardiginda olmali, aksi takdirde hic birsey yasak olmamali" derim.
Var olan yasaklar ise kalkmalidir.
***
Tabii butun bunlar hukuk kurallari anlayisi icerisindeki yaklasim.
Birde her toplum/cemaatin kendine gore ahlak, gelenek, kulturel kurallari vardir. Bunlarin cezai (hukuki) mueyyidesi yoktur, yani birisi ahlaksizlik yaptiginda o "ayip" olur ve cemaatten birsekilde soyutlanir.
Bu ayni zamanda "isterlerse mayoyla okula gelsinler" tartismasina benim yaklasimimi belirtir.
Gecenlerde bir arkadasla sohbetimde "nasilki paltoyla plaja gidene gulunuyor ve hicbirsey yapilmiyorsa, mayo ile okula giden kisiye ayni sey yapilmasi gerekir" demistim.
***
EG yoldasim oldukca onemli olan "problemleri sorgulamak" konusunu islemis. Umarim bu konuda daha genis bir yazisini okuruz.

zihni örer dedi ki...

Sevgili neverland,
Darvin'in tanımladığı "doğal yaşam"ın vahşi yanı, yeryüzünde bir kısım insanlar tarafından "yaşam karakteri" olarak görülmüş. "Doğada herşey güçlünündür" anlayışı, insanın yapısında bulunan " İD" dürtüsünün hakimiyetine denk düşüyor.
Bu anlayış tarihte ideoloji olarak devletleşmiş, azınlığın çoğunluk üzerinde egemenlik kurmasına dönüşmüş.
Bir toplumda herkes böyle olmadığından, "üstün değerlere" sahip olan bireyler de toplumsallaşarak, onlar da kendi kültür ideolojisini oluşturmuş. Ama, burada yerini doğru tespit edemeyen insanlar yüzünden, karşı tarafın “yaldızlı kılıflar”ında gözlerin kamaşması dengeleri geciktiriyor.
Kısacası, bu rollere uygun düşen erkek egemenliği ve erkeklerin de kendi aralarındaki zayıf-güçlü arasındaki egemenlik işleyişi günümüze kadar sürmüştür.
Dinler, bu konuda her ne kadar adalet kavramını öne çıkarıyor gibi gözükse de, içeriğine ve uygulamaya baktığımızda, kendini günümüze taşımakta çaresiz kaldığını görmekteyiz.
Şu kısacık ömürde her şeyi eşit ve adaletli paylaşabildiğimiz bir kültür ideolojisi toplumlara uyarlanmadıkça,olanlar karşısında şaşırmaya devam edeceğiz; üzgünüm.

zihni örer dedi ki...

Sn. Dostum E.G.
yazınızı ve ek linkleri okudum, gerçekten örneği az bulunur bir eleştiri yapmışsınız orada. Sırıtkanlıkları, sırıtkanların yüzüne vurmuşsunuz ama, ar damarı çatlamışlar için birşey ifade etmiyor!

zihni örer dedi ki...

Haydar Bey,
"yasakları yasaklamalı" deyimi yuvarlak bir anlayış tabi, haklısınız. "Yasaklara" hangi pencereden baktığınıza bağlı.
Örneğin, "sömürü" sözcüğünün, bütün insanların kabul edebileceği ortak bir tanımı olduğunu sanmıyorum.
Yani özetle, "sömürüye giden her yol" yasak olmalı. Ama, öncelikle tanım gerekiyor değil mi?

(Verdiğiniz linkteki yazınızı okudum, yorum alnaınız kilitli haberiniz var sanırım.)

zihni örer dedi ki...

ek-

"isterlerse mayoyla okula gelsinler" tartismasina benim yaklasimimi belirtir.

Tartışılabilir ama, düşünün ki,

"bir mekanda bulunma amacına engel olabilecek etkenlere engel olunmalıdır" desek?
Örneğin, bir torna atelyesinde etekli iş elbisesi yasaktır. Çünkü, iş kazasına neden olabilir. Bir inşaatta baretsiz dolaşmak yasaktır...
Bunlara paralel, eğitim alınan bir sınıfta, mayo ile bulunan birinin, diğerlerini eğitim alma dakikalarana sabotaj yapmış sayılmaz mı?

Burada pek katı değilim ama, düşünmeye ve tartışmaya devam...:)

haydar eren dedi ki...

Saglikli demokrasilerde meslek kuruluslari o is ortamindaki her konuyu bilimsel olarak inceler ve kurallar koyar. Verdiginiz Torna atolyesi ornegi cok akilci bir ornek. Bu meslek dalinda giyilecek kumasin dokumasindan, solunan tozlarin etkilerine kadar hersey bir kurala baglidir. Bu kurallar konulurken iscinin etnik, dini, cinsel vs ozellikleri gozonunde bulundurulmaz. Bunu bilen vatandas arzu ederse o is dalinda calisir veya calismaz.
Bu anlamdaki yasaklar ile siyasi anlamdaki yasaklar ayri tutulabilmeli.
***
Mayo ve Egitim konusunda yine meslek gruplari kurallari koymustur. ABD de "Educational Specification" denilen kurallar vardir. Burada ideal bir okulun oda sicakligindan tolere edilebilir toz miktarina, kara tahtanin rengine kadar hersey tanimlanmistir. Bunlar belirlenirken o yas grubunun genel fiziksel, ruhsal vs ozellikleri esas alinir ve burada mayo ile gelmeye yer yoktur. Illa mayo ile egitim gormesi gereken kimselere ozel egitim tavsiye edilir. Bu turbanlilar icinde gecerlidir.

Ornegin; 2000 ogrencinin bulundugu bir okulun 18 derece olan sicakligini bir-iki mayoluya yada turbanliya gore arttirmak-dusurmek okulun gorevi degildir.
***
Benim bloga yorum almadigim dogru. Hakaretlere cevap verme zamanim olmadigi icin kapattim.

Elestirel Gunluk dedi ki...

Ilginc seyler bunlar! Bir de peceli birinin ehliyet almasi, ehliyeti icin yuzunu acmadan fotograf cekmesi meselesi vardi Amerika'da tartisilan...