3.8.09

tıngırtının götürdüğü yer

http://www.youtube.com/user/zayduM2#p/a/u/1/nmYLooWsOP4

Bazen böyle,
saatlerce,
alabildiğine amatörce,
ve
çoğunlukla bence...
aradabir sevdiklerimce.
"trans"atlantike doğru transfer olabildiğimce.

kendim çalar kendim dinlerim bir de sevenlerim.
bazen böyle geçer günlerim. bazen de... bilindik şeyler.

"Hazzın mutlak anlamda iyi olduğunu, insan eylemlerinin nihai anlamda haz sağlayacak bir biçimde planlanması gerektiğini, sürekli haz verene yönelmenin en uygun davranış biçimi olduğunu savunan felsefi görüş."

ne diyorduk?

"Mutluluğun efendisi bilinciniz mi zihniniz mi?" diye sormuşlar ama
paradokslarla uğraşmaya vaktim yok şu temmuz sıcaklığının sıcaklığında...

işte böyle benim hikayemin bir paragrafı:

11 yorum:

zeynep dedi ki...

İyi ki uyku tutmamış. En uygun davranış biçimiyle yöneldim buraya. Çok mutlu oldum...

Hem iddialıyım, ilk kez ben dinledim!

Teşekkürler Zihni Bey:)

zeynep dedi ki...

Mutluluğun efendisi Zihni:)

Ha unutmadan, burası ağustos. Ama evet "temmuz sıcaklığının sıcaklığında" bir ağustos...

Ebru dedi ki...

Yok yok dinledim benn:) Hatta hem de öyle bir anda ki anlatamam... Yanılıyo muyum Zihni abi???

zihni dedi ki...

"En uygun davranış biçimiyle yönelmek"=melankolik hal ve nöbetçi eczane arar gibi mi:))

hoş geldin Zeynep, mutlu olmana neden olmak ne hoş bir durum:) paylaşıldıkça çoğalma özelliği bu olmalı mutluluğun.
Evet, ilk kez dinledin bence de.

Dur Ebru kızma, bir dakka bacım, açıklamama izin ver, az sonra.

zihni dedi ki...

"Mutluluğun efendisi Zihni:)":))))))))))))

süper yakalayış:) Zeynep'in bu tespitine kadar hiç mi hiç aklıma gelmemişti, kaçmazdı ama, mum kendi dibini ışıtmazmış derler, doğruymuş.

Bizim buralarda ayların ayağı kaydırılmış, bir ay ötelenerek ilerliyor. Aynı tespitte bulunmuşsun sen de. Bu nedenle temuz sıcaklığının sıcaklığı, bazen kış aylarından birinde de olamaz mı? neden olmasın.

zihni dedi ki...

Yok yok dinledim benn:) Hatta hem de öyle bir anda ki anlatamam... Yanılıyo muyum Zihni abi???

Hayır yanılmıyorsun Ebru, yanılan biri varsa eğer, o da nasreddin hoca:)
Bak şöyle oldu:senin dinlediğin sanrım İlkay Akkaya'nın gitme şarkısının zihnicesi idi

yok yanıldığımı söylüyorsan, bu melodiye benzer bir tıngırtı dinlemiştin. Buradaki tıngırtı taze tıngırtılardan biri.

Kısacası "yanılmıyorsun dersek de günah sayılmaz:))

Ebru dedi ki...

Eee hadi dön artık. Yaz yaramadı sana.

zihni dedi ki...

Evet Ebru haklısın, dönmeliyiz artık:)
"yaz yaramadı" mı bana?
yok yahu, yaz biraz da fazla yaradı gibime geliyor bana. Ama bloglar da hayatımızın gerçeğinin bir parçası oldu, vaz geçemeyiz sizin gibi saygın insanları tanıdıktan sonra daha da gerçeğimiz olmayı hak ediyor.

Elestirel Gunluk dedi ki...

Nazim'i hatirlattin Zihni hocam:

Burası benden başka kaç insanın evidir?
Bilmiyorum.
Ben bir başıma onlardan uzağım,
hep birlikte onlar benden uzak.
Bana kendimden başkasıyla konuşmak
yasak.
Ben de kendi kendimle konuşuyorum.
Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi
şarkı söylüyorum karıcığım.
Hem, ne dersin,
o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime
yüreğim parçalanıyor.
Ve tipki o eski
acıklı hikâyelerdeki
yalnayak, karlı yollara düşmüş, yetim bir çocuk gibi bu yürek,
mavi gözleri ıslak
kırmızı, küçücük burnunu çekerek
senin bağrına sokulmak istiyor.
Yüzümü kızartmıyor benim
onun bu an
böyle zayıf
böyle hodbin
böyle sadece insan
oluşu.

zihni dedi ki...

Çok hoş bir katkı olmuş sevgili EG.

Fakat çok can sıkıcı bulduğumdan sohbetimi

sohbetim can sıkıcı bulunmaz doğrusu.
ama ruhuma vals etkisi geliyor da bazen, o yüzden
şarkı söylüyorum karıcığım.

Hem, ne dersin,
o berbat, ayarsız sesim
öyle bir dokunuyor ki içime
yüreğim parçalanıyor.


işte bu yüzden gitarın tellerine sığınıyorum açığı kapatmak için:)

Teşekkürler bir daha

Elestirel Gunluk dedi ki...

:-)