17.1.10

politik mim

Aysema Hocam Mim maratonu başlatmış.
Şunları demiş:

Yeni mimin de kuralları var:

* Mimi gönderen bloga link veriyorsunuz.
* Üç kişiyi mimliyorsunuz ve mimlediğiniz kişinin bloguna not bırakıyorsunuz. ('Ortaya bıraktım, isteyen alsın.' demiyorsunuz.) Ayrıca olabildiğince bu konuda mimlenmemiş blogları seçmek için özen gösteriyoruz.
* Mimlediğiniz blogların da linkini veriyorsunuz.

1) Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda ne düşünüyorsunuz?
2)Seçim barajı kaldırılsın mı? Neden?
3)Adayların belirlenmesinde nasıl bir yöntem uygulansın?
4)Yargı bağımsızlığı sizin için ne anlam taşıyor?
5) (Beşinci soruyu siz belirlemek durumunda olsaydınız neyi öğrenmek isterdiniz?)


6) Mimlediğimiz bloglar ve linkleri...


* * *

SEZİ-YORUM’un cevap ve soruları:

1) Öncelikle dokunulmayanları değil, dokuNMAyanların yaş sınırını 1000 (bin) den sıfıra düşürmekten yanayım. (dokunmayan yılan bin yaşamasın)

2) Seçim barajı kaldırılsa da, ülkemizde bir kaşık suda boğulacakların sayısı (sözde) demokratik çoğunluğu oluşturunca, yine boğulacaklar ve sonuç bugünkünden farklı olmayacak gibime geliyor.

3) Adayların belirlenmesi, işin püf noktası burası olmalı. Burada uygulanacak üç kriter vardır:
-Birincisi öncelikle, özel (ya da ailevi) hayatında elde edebildiği olanaklarla (boyutu önemli değil) yaratabildiği değer arasındaki katsayının, diğer adaylara göre yukarıdan aşağıya doğru en yüksek olması. (örnek: yerin yedi kat dibinden yeryüzüne bir milim çıkabilmek büyük mesafedir. Daha somut:miras, hırsızlık ve şans faktörlerinin dışında kalarak, akıl, enerji ve yaratıcılığını kullanarak ailesinin sosyal güvencesini ortalamanın üzerine taşıyabilenler)
-İkincisi, belli meslek alanında rakiplerinden daha yararlı eserlere sahip olması.
-Üçüncüsü, mesleki ve politik hayatında, ezilmenin ne demek olduğunu yalnızca kitaplardan öğrenen değil, aynı zamanda yaşayan ve dürüstlüğünü geçmişiyle kanıtlamış olanlardan olması.

4) Yargı bağımsızlığı:bir kurumun finansman ve tayin işini kim yapıyorsa, o kurum oraya bağımlı olur. Bütün ücretlilerde olması gerektiği gibi, ulusal ekonomik büyümeden düşen pay ile, enflasyondan kaybolan farklar anayasal hak olarak otomatiğe alındığında, tayin işleri de Üst Mahkemelere bırakıldığında, yargı büyük ölçüde bağımsız olacaktır. Üst mahkeme üyeleri için hükümetlerin insiyatif payı Üniversite Senatosuna verilmelidir.

5) Günümüzde en zengin olanların en akıllılarıyla, en yoksulların en akıllılarından beşer kişiyi bir adaya bıraksalar, herkese eşit koşullarda araç gereç sağlasalar. 10 yılda hangi gurubun gelir durumu daha yüksek olurdu? (akıl yürütmek)
Bir ek soru:
6-Bir toplum kapitalist sınıfsız mı asla yaşayamazdı,
Emekçi sınıfsız mı asla yaşayamazdı..?


Mimler:blog yazma devamlılığı fazla olanlardan seçtim.

edi.ben
joa
enternasyonal

4 yorum:

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

Duyarlılığın için çok teşekkür ederim.

Dokunulmayanlar kadar dokunmayanlar da suçlu haklısın.

Seçim barajı kaldırılınca daha çok kişinin mecliste temsili söz konusu olacaktır diye düşünüyorum. Tabi seçilecek kişilerin niteliği önemli. Bir zamanlar 12 milletvekiliyle İşçi Partisinin etkili muhalefetini anımsarsınız.
En azından tek partinin sayıca üstün parmaklarıyla ülke geleceğine yön vermesi engellenmiş olur değil mi?

Akıllı iseler el ele verip birlikte başarırlardı belki. Yoksulların, torba gönderen başbakanları olmadığı için mecburen adada çalışacağını düşünüyorum. Zenginlerin de, zengin babalarından hayır olmadığı için...

"Deli oğlan ne yapsın malı, akıllı olan ne yapsın malı." sözünü düşündüm bir de...

Para yenmeyeceğine göre "Emek en kutsal değerdir."

Sevgilerimle...

zihni dedi ki...

aysema Hocam,

blogunuzda da tespit ettiğiniz görüşler, mevcut düzen içerisinde yapılabilecek yamalardır bana göre.

Ama, bu işin formülüne sözüm var. Güçlü olan elde ettiği her türlü ayrıcalığı kolay paylaşmak istemeyecektir. Ancak, kaos ortamının paniğinden dolayı ipin ucunu biraz uzatma eğilimi olabilir. İşte tam da bu noktada "ne koparılabilirse kardır" denilebilir.
Nasıl ki ABD'nin dünyadaki yitirdiği mevzileri göz boyama ile tekrar ele geçirmek için Obama sembolünden yararlanmayı uygun bulduysa, bizdeki rötuşlar da benzer senaryo gibi....

METİN dedi ki...

1)Dokunulmazlıklarrrrrr…

Bu yaşıma geldim halen anlam verebilmiş değilim, Bu dokunulmazlık konusuna daha ilkokul yıllarındaydık kaldırılacak deniliyordu 40 a merdiven dayadık halen tartışıyoruz.Acaba yeryüzünde bir konuyu bizden daha sadık daha özverili daha uzun tartışan bir toplum varmıdır sormadan geçemeyeceğim..
Neyse bu tartışma bu ülkede daha çok su kaldırır daha çok torun eskitir diye düşünüyorum..
Dokunma konusuna gelince,
Bu meclistekileri bizler seçmiyormuyuz,seçici ben,sen,o,bizler,sizler,herkesler dimi,O zaman şu geliyor aklıma,Bu ülkede seçici biz olduğumuza göre, halk olduğuna göre,benim,bizim seçtiğimize neden dokunulamıyorda bana,sana,bize,dokunuluyor,yani seçiciye dokunuluyor seçici olarak ben dokunulmayanlardan daha üstünüm çünki seçici benim,biziz oraya biz yerleştiriyoruz onları o zaman onlara dokunma hakkınıda devletin bütün kurumlarına veriyoruz,olmadımı o zaman ordakiler seçilmiş değil,bana dokunuyorlarsa,benim seçtiğimede dokunabilirler.Kanun mu diyorlar bütün dünyada uygulanan ama bizde bir türlü uygulanamayan REFERANDUMMMM diye bir şey var,sorsunlar söleyelim Dokunabilirlermi,Dokunamazlarmı..

2)İşte bu soruda sizden daha farklı düşünebilirim,

Seçim barajının kaldırılması veya daha aşağılara çekilmesi bana göre Türkiyeye uygun bir model değil,Bu kanunlarlada asla uygun olmaz zaten,neden mi,
Nacizane fikrim,
Türkiyemizde şuan 61 adet parti var,ve bi okadar da daha geliyor,bu sayı dünyanın hiçbir ülkesinde yok,Düşünün şimdi baraj olmasa,seçime enaz 20 parti girdi ve bu 20 partininde sempatizanı,taraftarı seçmeni var,Arkadaşlar biz 5 partiyle bu ülkeyi yönetemiyoruz,5 parti vekilleri aralarında mutabakat sağlayamıyor,Kavga,gürültü,küfür,her şey var bu 5 parti arasında,sizce baraj olmasa bırakın kavgayı acaba bu ülkede 20 partili bir mecliste HÜKÜMET kurulabilirmi…kurulsada kaçgün ömrü olur,Biz bırakın koalisyonu tek parti iktidarında bile yurdumu yönetemiyoruz…
Ama sistem değişirse ki inanmıyorum o da belki onuda biz göremeyiz…..

3)Buda ilginç bir soru,

Türkiyede aday belirlerken sizce hangi kriterleri göz önüne alıyolar,Bence önce para,sonra güç,daha sonrada AŞİRET REİSİ,olması milletvekili olmada,olmazsa olmazlardan.
Siz hiç halktan birinin vekil olduğunu gördünüzmü,paranız olsun,gücünüz olsun 50.000 tl de yatırın partiye 1.sıradan aday olun 100.000 tl verin seçime bile gerek yok tepeden atanırsınız,halkta ne arar 50.000 tl..
Kardeşim birde benim senin tanıdığın Mehmet efendi girsin şu meclise belki bizi,halkı ,halkın içinden olduğu için daha iyi anlar..En azından soymaz ülkeyi vicdanı sızlar,ben bu soruya da cevap olarak yine kendisini kanıtlamış,bilgili,kültürlü,dürüsttt kişiler arasında REFARANDUMMMM diyeceğim….

4)Türkiyede yargı bağımsızlığı demek bana göre,girilmemiş yerlere girmek,satılmamış yerleri satmak,özel değerleri başkaları ile paylaşmak…
Yargıma dokunmayın,çekin elinizi üstünden,bakanlık sadece görevini yapsın yargılamasın,yargılatmasın,bu ülkenin diğer değerleri gibi görmeyelim yargıyı yargı özerk kurum kimliğini kimse çıkarına kullanmasın zamanında kararlar verilsin zamanında uygulansın,adalete de çelme takmayalım…

5)Meclisimizde Kürt halkının temsiline asla bir sözüm yok,tabiî ki onlarında seçmeye seçilmeye ve temsile hakları var..
Ama Pkk nında böyle bir temsile hakkı varmıdır.Meclise girmeye hakkı varmıdır,yoksa, meclistekiler kimlerdirrr…


saygılarımla

zihni dedi ki...

Metin Bey,
Büyük çoğunlukla benzer düşünüyoruz (bu yorumunuz çerçevesinde)
katkınız için teşekkür ediyorum.