24.3.10

Düşüncenin Neşteri





-Alo, Volkan Bey ne haber Oğlum? Ankara’da havalar nasıl; yani senin havan? Gördüğün güzeller sevenlerinin olsun, sen yediğin içtiğinden haber ver.
*Her şey iyi Baboş. Bildiğiniz gibi dersler yoğun... Akşamları biraz zaman artırıp, “Düşüncenin Gücü” kitabını okuyorum.
“Düşüncenin Gücü”…
dur bir kontörlük düşüneyim…..
Tamam.
*Evet Baba, işte öyle, kitap çok ilgimi çekti, altını çizdiğim satırları büyüterek göz önüne koyacağım……
-Aklıma bir sürü şey geldi bu kitap ile ilgili, akşam şu ucuz kontör hattını tak da telefonuna, bu konuyu biraz uzunca tartışalım olur mu?
* Olur Baba, akşama görüşürüz…
-Tamam Oğlum.

resmin hikayesi
Eğitim çağı ve meslek yaşamında sayı ve şekillerle kapışanların duygusal olaylara matematiksel yaklaşmalarının bir “formül sabiti” gibi olabileceğini düşünüyordum. İlgili konulara esnek ve estetik yaklaşımlar duygusal gelişimi şart kılıyordu sanki.
Konuya mesleksel açıdan baktığımızda, Mühendislik Fakültelerinde, yalnızca “insan-makine ilişkisi” baz alınmış olunacak ki, orada felsefe derslerinin okutulmayışı (özellikle iş yerlerindeki eksikliği) farkediliyordu. Her Mühendis projeci olduğu kadar, aynı zamanda potansiyel yöneticidir de. İşi yöneteceği kadar insanı da yönetme gibi bir misyonu, iletişim tekniğini önemli kılmakta.
Çalışan-çalıştıran arasındaki iletişim kapasitesinin yansımaları, kişilerin moral enerjisini olumu-olumsuz etkilediğini herkes bilir. Bu yüzden Düşüncenin Gücü gibi Psikoloji ağırlıklı kitapları ilk okuması gerekenler Mühendislerdir demek istiyorum.

Tıp Fakültelerinin meslek konusunun asıl öğesi insan olunca, böyle bir eksiklikten söz etmek doğru olmayabilir. Ancak, yine mesleğin rajonu gereği, sürekli arızalarla (hastalık vs.), dolayısıyla duygusal krizlerle iç içe olmaları, Tıp insanlarının ruhsal dengelerinde olumsuzluk yaratabileceğini bir Prof.tan dinlemiştim. “Bu nedenle, Tıp insanları bu olası açığı kapatmak için şiir, müzik, resim… gibi sanat çeşidiyle ilgilenmekteler” demişti.

-Aloo, Oğlum hatta mısın? Müzik nasıl gidiyor?
Bazı derslerimiz hastanede pratik ile geçtiği gün gitar çalmaya yeterli zamanım oluyor,
*Yaz tatiline gelince bir resital yaparız seninle Baba. Ama beni geçmen gerek…
-Bu zor işte Oğlum; benimki “tıngırtı”dan öte gidemiyor. Ben ancak kendim çalar kendim dinlerim bir de sevenlerim; ama senin donanımların boşluk bırakmamalı. Hem Annen, “oğlumun sesi de seninkinden güzel” diyor.  Bu durumda ancak gölgende solo yaparım.

“Düşüncenin Gücü”, içinde yaşadığımız koşulların gizini açıklaması bakımından dikkate değer. İdealizmin kuramını içerse de, ideal bir karakter sunmadığını, peşin olarak söyleyebilirim. Bunu bilmek ve karşı değer olarak çağımız insanını daha taze bilgilerle uyaran Diyalektik Materyalizmin “Yansıma Teorisi’yle (yumurta gibi) tokuşturmakta büyük yarar olduğunu düşünüyorum.

8 yorum:

aysema dedi ki...

Sevgili Zihni,

İnsanın insanlaşması kolay olmuyor değil mi?

Akıllı, yetenekli üstelik bir de yakışıklı Volkan bey bu duruma birden gelmedi değil mi?

Birbirine değer veren, sevgi yüklü bir ailede boy verdi, büyüdü, serpildi. Ve bir yandan doktor olmaya çalışırken düşüncenin gücünün de farkına varmaya çalışıyor.

Çocuklarımızın, Volkan gibi çocuklarımızın başarısına sevinirken bir yandan da hüzünleniyorum biliyor musunuz? Bu kadar iyi yetişmiş insanlarımıza gerekli çalışma ortamını hazırlayabiliyor muyuz? Aradıklarını bulabilecekler mi? Sıradan yetişenler iş ortamında daha mı mutlu oluyor ne?

Umarım çok güzel günleri olur. Hak ettiği değeri bulur.

Sizi ve eşinizi kutluyorum. Ne kadar onur duysanız yeridir, iki yavrunuz için de...

Bu arada, armut dibine düşüyor sonunda. Kendinize haksızlık yapmayınız.

Sevgi ve selamlarımla...

Açalya dedi ki...

Aysema'ya katılıyorum, ben bile gurur duydum böyle bir evlat var oralarda diye.
Tespit çok doğru, mühendisin ve doktorun mesleğe katkıda bulunacak kitapları ihmal etmemesi gerekiyor. (Tammo harıl harıl yöneticilik kitapları okuyor, çok da yararlandığını biliyorum...bu yazıdan ona bahsedeceğim)

zihni dedi ki...

Sevgili Aysema,
çocuk yetiştirmenin rajonu tam da dediğiniz gibi:) bu işin duayeni olduğunuzu bildiğim için, karşınızda fazla söze gerek yok.

Çok sağolunuz efendim:)

zihni dedi ki...

Sevgili Açalya,
Tammo'ya selam, Dante'ye Volkan Abisi'nin "darısı"ndan gönderiyoruz yüreğimizin kanatlarıyla.
Dante'nin geleceğini, Aysema'nın çizdiği ortam profilinden, şimdiden görebilmenin gururnu da biz yaşıyoruz:) Açalya ve ailesini "abi formatında" tanımış olmak gurunu....

ayşegül dedi ki...

Kahrolsun fasızm..YASASIN HALKLARIN

OZGURLUGU!!!!

KAHROLSUN SOSYAL FASISTLER!!!!

Sevgılerrr

zihni dedi ki...

Aynen dediğin gibi olsun ayşegül:)
ama nasıl kahrolsunlar?

Elestirel Gunluk dedi ki...

Ben bu Aysegul'u sevimli buluyorum valla...

:-)

Bucera dedi ki...

Ne kadar doğru, tüm gün hastalar ve onların ruh halinin yansıması olan negatif enerji ile yükleniyorumi şiir, yazmak, mizah ve müzik benim terapim sanırım.
Elinize ruhunuza sağlık