11.9.10

EĞİTİMLİLER “HAYIR”CI



Ey Muhammed! De ki: “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? “Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar ” (39 Zümer, 9)

Eğitimin önemi nedir?

Bir toplumda, yoksul ile zengin arasında bir çıkar çelişkisi olduğu bilinir. Özellikle ülkemizde, ulusal geliri paylaşmadaki adaletsizlik uçurumunun kanıksanması, ahmaklığın kronikleşmesi anlamına geliyor.

Bu çıkar çelişkisinin sonucunda, para gücüyle bünyesinde barındırdığı bir avuç eğitimli insanın bilgi ve aklını kullanarak, kanunların boşluğundan (ve dolu tarafından) zengin kesimin yararlanıyor olması ve çelişkinin karesel bir boyut oluşturması, yoksulun sermayesi olan umudu bile baskı altına alıyor, kader kavramını umudun yerine koyuyor.

Bu ilginçliğin püf noktası nedir?

Egemenlerin kadrosunda ekmek yiyen eğtimlilerle, geçimini daha çok bağımsız sürdürme fırsatını bulan eğitimli ya da boştagezerler, toplumun geleceğine ait projeler hakkında (genellikle) aynı düşünmüyorlar.
Bağımsızlık ve bilgi yan yana gelince, daha objektif ve insani düşünme fırsatı güç kazanıyor.

Demokrasinin en affedilmez özelliği, bilgiye değil, sayıya bağlı kalmasıdır. Kapitalist sömürü düzenlerinin ideal tercihi olan böyle demokraside, cahil sayısının fazla olması, işgücü maliyeti ve egemenliğin pekiştirilmesi açısından oldukça önemli görülüyor olmalı!

Bir yanda cahil çoğunluğun tercihi, diğer yanda aydın çoğunluğun tercihi…

Bilgiye dayanmayan tercihler, tercih yerine “talimat” özelliği arzeder.

Bu durumda etik ve akılcılık açısından demokrasinin sonuçları nasıl meşru olabilir?
Baştaki ilgili ayeti burada dikkate almayan, özellikle (AKP ve SP güdümlü olarak) dindar kesimin olduğunu düşündüğümüzde, takiyyenin boyutunu da görmüş olmaktayız.
Zaten, bu satranç oyununda AKP’nin -örtülü-amacına ulaşabilmesi için solun bir kanadına, piyondan at yapma fırsatı tanırken, kendisinin piyondan vezir yapacağının bilincinde olması, sonra da o atın ve de şahın daha kolay avlanmasının fırsatını yakalama gücü, o solun farkında olmadığı önemli bir noktadır.

İran devriminde aynı iyi niyetliliği gösteren sol gurupların “ne koparırsak o 'kar'dır” mantığıyla, Humeyni’ye destek vermeleri ve iktidar elde edilince bir bir idam edilmeleri, ilgisi zayıf da olsa, birşeyler çağrıştırmalı.

HaberTürk’ün
yaptırdığı 2010 referandumu anketlerindeki rakamlar, sonuçların “evet” lehine ağırlık kazandığını belirtmesine rağmen, ilginç bir tabloyu da belirtiyor.

En ilginç tablolardan biri bu. Eğitim düzeyi arttıkça “Hayır” oyları öne geçiyor.

Üniversite mezunlarının yüzde 41,7’si “Evet”, yüzde 58,3’i “Hayır” diyor.
Yüksekokul mezunlarında da durum aynı. Onların da yüzde 41.4′i “Evet”, yüzde 58.6′si “Hayır” diyor;
Lise mezunlarında “Evet’lerin oranı yüzde 47.9, “Hayır”ların oranı yüzde 52.1.
Ortaokul ya da ilköğretim mezunlarında “Evet’ler yüzde 47.9, “Hayır’lar yüzde 52.1 oranında.
İlkokul mezunlarında “Evet’ler yüzde 62, “Hayır’lar yüzde 38.
Herhangi bir eğitim almamış olanlarda ise “Evet’ler yüzde 65.1, “Hayır”lar yüzde 34.9 oranında


DESTEK yazısı

10 yorum:

aglea dedi ki...

sevgili zihni,

şimdi, yarın, tüm can sıkıcı propaganda sürecine, referandumu önümüze süren iktidarın verdiği rahatsızlığa, midemi bulandıran diğer tüm ahval ve şeraite:) gözümü kulağımı kapatarak, nasıl anne-babam o zaman, resmi görevlerine, sandık başında duran subaya, şeffaf zarflara, itilip kakılmaya, uğradıkları soruştumalara ve sürgün tehditlerine rağmen "hayır" demişlerse, ben de aynı tavırla, tercih mührünü kenan evren'in bet suratına yapıştırır gibi bir istekle "evet" diyeceğim. her şeye rağmen "darbe anayasası"ndan değişen tek bir kelimenin bile benim için anlamı ve önemi çok büyük netekim.

:)

aysema dedi ki...

O zaman da HAYIR demiştim, şimdi de HAYIR diyeceğim. Çünkü yarınki referandumun 12 Eylül Anayasasının besbeteri olduğunu düşünüyorum. Evet diyeceklerin sonradan pişman olacaklarına eminim. Kara cahillere sözüm yok; ama eğitilmişlerin,hele de 12 Eylül'de acı çektiğini söyleyenlerin bir kez daha düşünmesi gerekir.
Son pişmanlık fayda etmez. Kaş yapayım derken göz çıkarmak da var...
Sevgilerimle.

zihni dedi ki...

sevgili aglea,

evet, (referanduma değil, senin bakış açına):)),

bir kısım aydın insan, bütünden parçaya değil, parçadn bütüne de değil, birkaç parçanın etrafında dönüyor olduklarını tek hamlelik stratji olarak değerlendirebiliriz... O birkaç parça dediğim konu, elbette pek yabana atılacak değerler değildir. Satranç örneğine dikkatini bir daha çekerim. Darbenin sivl ya da askerci olması farketmiyor. Darbeci vezir peşindeyken, bir kısım aydın hiç yoktan bir at elde etmeyi kar sayıyorlar. Evet, at kardır ama, atın varlığı, darbecilere (ya da liberallere) vezirin kazanımını sağlayacaksa, at bir aldatmacadan ibarettir. Birkaç hamle ileride atı da, kaleyi de, şahı da kaybedeceğimizi düşünmeliyiz.
Sonuçlar hayır çıktığı varsayımında, toplumsal muhalefetin artık büyük bir sorumluluk kıskacına gireceği kesindir. Bu durumda rüzgarı da ardına alan bir moral ile, çok daha iyisini yapabileceğimizden adım gibi eminim.
Birkaç hamle ilerisini düşünmek için, o tarihi öfkenin gölgesinde kaybolmak gerektMeiğini düşünüyorum.

zihni dedi ki...

Aysema Hocam,
Tyyip Erdoğan ve takımının ideallerini çok genç iken paylaşanlardan biri olarak biliyorum ki, bunların niyeti bağcı dövmekten öte, cemaat zihniyetini toplum hayatına hakim kılma çabasının hamleleridir. Bu idealden kurtulma öyküsünü bir gün yazacağım da çok uzun yıllar aldı bu süreç. Belki bir gün... diye zamana bırakıyorum.

aglea dedi ki...

bu kör bir öfke değil, bir kaç hamle ötesini kesinlikle düşünüyorum, hükümetlerin gelip geçici olduğununun da bilincindeyim ve ben de anti-akp'ci bir öfkenin gölgesinde kaybolmak gerekmediğini düşünüyorum...

zihni dedi ki...

aglea,
akp öfkesini aşan bir misyondan söz ediyorum.
aydın ve yoksul kesimin hedefi geniş anlamda hükümetler değildir elbette.
Ortada liberal bir yağma düzeni mevcut. Aktörleri değişiyor, Özal oluyor, Demirel oluyor, Tayyip takımı oluyor, fARKETMİYOR.
Tarihte de görüldü, kapitalizm bunalım dönemlerinde hep aynı taktiği oynadı. Küçük tavizlerle büyük parçaların sahibi oldu, kendini kurtardı, kendi ömrünü uzattı hep.
Düşündüğün gerekçeleri elbette anlıyorum ve nispi hak veriyorum.
Ama, güç kazanacak olan liberal aktörler, yeni sömürü stratejisi için enerji toplayacaklardır, bunu biliyoruz.
Kız çocuklarının baba sigortasından yararlanma hakkını elinden alan ve en az 3 çocuk doğurmalarını öğütleyen bir zihniyetin, onlara daha fazla hak vermesini söylediği ne kadar inandırıcı ve altında çapanoğlu yatmadığı kabul edilebilir mi?

aglea dedi ki...

bu an, bütün bu sorular için artık bende çok geç. hava güneşli, ben güneşli. şimdi, "eğitimli" olmadığım için tanrıya teşekkür ederek oraya gidip güneşli bir tercih yapacağım:)

zihni dedi ki...

tercihin vatana millete "hayırlı" olsun ne yapalım:))
"Zincirimizden başka kaybedecek birşeyimiz yok" nasıl olsa:)
sevgiler

Açalya dedi ki...

Sonuç hakkındaki yazını merakla bekliyorum Zihni abi.

Adsız dedi ki...

I'm Glad i ran across this web site.Added zihniorer.blogspot.com to my bookmark!