21.12.11

Dilemek (mim)

Yeni yılda kavuşmayı dilediğimiz 12 şeyi yazıp 12 kişiyi mimliyoruz. Demiş sevgili Nehirİda.

 “12” popüleritesi olan bir sayı. Onikiden vurmak, oniki parmak bağırsağı, oniki imamlar,  oniki adalar….
Ve 12 dilek. 

Dileğin muhatabı Allah, isteğin muhatabı ise emeğinizi (başkasının emeğini değil) sattığınız mülkiyetin sahibi olan kurumlardır. Allah’tan dilediğiniz bir şey için, onu hak edip etmediğinizi düşünmezsiniz. Farkında değilsiniz, hatta kötü niyetli olduğunuz da söylenemez ama, biraz egoistçe  istektir bu.  
Dilemek “dilenmeyi”  fiil-leş-tiren bir sözcük olması nedeniyle, biraz tembelliği ve hatta asalaklığı çağrıştırır kanımca.  “Allahım bana bol rızık ver” ne demek? Hadi aşırı iyimserlik damarım tutsun da,  erişilecek hedef olarak  alınmasında sakınca olmadığını itiraf edeyim. Önemli olan motivasyon kazanmak ve dilediğimiz değerler karşısında emek ve proje üretmeye heveslenmektir...

 “Nasıl olursa olsun, dileklerim gerçek olsun” derseniz, birinin sahip olacağı değer bir başkasının kaybından türeme olasılığı yüksek olacağından, kapitalist ahlakçılığa pas veren bir yaklaşım olur.  
Helal-haram kavramı var ya din ve geleneklerimizde? Bu kavramın, sosyalizmde ve İslam şeriatında biraz nüans farkı var.  Din kültürünün “olursa hayırlısı olsun,  helalinden olsun” önermesinde biraz  meşruluk  niyeti yüklü. Ancak, bu meşruluk emek-değer karşılığı değil, yine “bencilliğe bir zarar gelmesin” anlamında kullanıldığını sezi-yorum.

Şeriatın, “kazancın onda dokuzu ticarettir” sözü kapitalist ahlak ile örtüşür. Sosyalizmde ise, ticarette kâr değil, sadece nakliyat ve saklama giderlerine harcanan emek miktarı taşınan ürün fiyatına yansıtılır. Daha açıkçası, “köşeye sıkıştırarak, malı almaya zorunlu bırakarak kazanmak isteyeni Marks hoca’ya şikayet etmek vaciptir. Böylelerine muska yazdırıp sidikliğini bağlatmak da....

Bu kadarcık ütü yeter,  artık dileme zamanı geldi. Dilekler maddi olacaktır doğal olarak. Yoksa, temeli olmazsa maneviyat ayakta nasıl durur ki?...

İnsan öncelikle bir olta dilemeli. Ardından balık tutmayı öğrenmeli. Bu koşulda dileklerimin sayısı 12 değil, islamın şartı sayısında olsun. Gerisi çorap söküğü gibi gelir.

1-      Dünyanın 17. büyük ekonomisinin, yine dünyanın en az (ama en az) 17. sırada adaletli dağıtımını sağlayacak bir siyasi iktidar dilerim. Bu kadar büyük adalet büyük fedakarlık, etik ve hümanist duygu gerektirdiğinden, sınırsız mülkiyet biriktirme hakkını savunanların işi olamaz. Geriye tek seçenek kalıyor, onu da tahmin edebilirsiniz.
2-      Birinci şık gerçekleştiğinde, insanların maddi sorunu kalmayacağından, güvenlik sorunu da en aza ineceğine iddiaya girerim. Bu cesaret ve hırs ile, güvenliğe harcanan mevcut 37 trilyon (katrilyon da olabilir) tl, bütçenin, eğitime ve sosyal hayatın gelişmesine harcanmasını dilerim.
3-      İkinci şık gerçekleştiğinde, insanlarda oluşan tatmin duyguları işlerindeki verimliliği de artıracağından, az emek ile fazla ürün alınacağından, sosyal hayata ayırılacak zaman artacağından,  Avrupa birliği dahil,  dünya devletlerinin tamamına işkembeden değil, tam ciğerden hava atmamızı dilerim.
4-      Üçüncü şık gerçekleştiğinde, uluslar arası ve ulusiçi savaşa gerek kalmayacağından, para sadece mübadele (değişim) aracı olarak işlev göreceğinden, bu istikrarı besleyecek olan büyük makamların adayları büyük paralılar (ya da palavracılar) değil,  “büyük insanlar” olmasını dilerim.
5-      Dördüncü şık gerçekleştiğinde,  dileyen namazında niyazında, dileyen meyhanesinde barında, dileyen bahçesinde narında, dileyen bilmem ne adalarının bağrında, dileyen dileye diley dile, dil........ ama dilenmek yasak.

bu yazıyı okuyan herkesi mim (sobe)lemiş olayım

6 yorum:

aysema dedi ki...

Tatlı bir huzur var bu dileklerde Sevgili Zihni... Dilerim bir gün gerçekleşir.

zihni dedi ki...

Gerçekleşmez de ütopya makamında avunuruz artık:)

Nehir İda dedi ki...

Zihni Abi Süreyyanın ablası kahve fincanlarımızı çevirmiş dilek tut diyor süreyyaya tuttum diyor gülerek:) ablası da ohoo olacak ama biraz zor olacak diyor:)) Sorduk ne diledin sosyalist devrim diledim diyor:))) Zor olacakmış.

Çok benziyorsunuz.

zihni dedi ki...

Dilek ile değil, Bilek ile olacak bir iş olduğu bilinsin. Bilekten kasıt akıl ve emek. Aklın yolu bir ise, akılcıların yolu neden bir olmasın:) Süreyya'ya benzemekten onur duyarım. O'na sevgi ve selamlarımı ilet lütfen.

Nehir İda dedi ki...

Elbette bence o da onur duyar.
Kızmaz da inceden alay eder işte böyle:)

zihni dedi ki...

"ince alay"ı edebi-eleştirel sanat olarak kabul ederim:)