28.12.11

Eski (meyen) bir hikaye-1

 melodisi yan sütunda

Mevsim Sonbahar.  Şiirlerde ayrılığın ve ölümün borcu dökülen yapraklara yazılırken,  aşka  gidişin yolunu fırtınalar süpürüyor.  İlkbaharın afrodizyak hüneri bu mevsimde toprağa düşen renk fidelerinde saklı.

O’nu ilk gördüğümde,
 hayalime çizdiğim tablonun, can ve koku verilmiş son hali diye geçirdim içimden. En küçük fırça kaçkıntısına rağmen kim bilir kaçıncıdan sonra tamamlanmış bir resim gibi... 

Damla vardı düştüğü resmi müsveddeye çeviren,  damla vardı  düştüğü  gönlü aşka döndüren...  

Ruhuma saldığı kıvılcımla,   yalnızlığıma küf yapan yağmur damlası buharlaşmaya başlamış, yeşile çalan  iz bırakmıştı yerinde. 

Heyecanımın güdümündeki bütün dengeler, mevsim engeline rağmen genişlemeyi sürdürüyordu. Ne toprağı fazlaydı ateşi boğan, ne de ateşi fazla toprağı kavuran.  Dünya filizlenen bir aşkın hesabına dönüyordu sanki.

  O’nu sevebilmek olasılıktan çıkmış,  mutlak değere dönüşmüştü.  Kalbimin sıcaklığında buharlaşan küf kokuları  yerini, yalnızlığımın kör kuytusunda açılmaya yüz tutan tomurcuğa bırakıyordu

Uykuma uyanıklığıma, yediğime içtiğime, soluduğuma tümüyle karışmıştı zamanı dondurarak.
  Bir gün, birkaç kutu bira almıştım sevdamın deminde kaybolmak, aranmak ve  bulunmak testini denercesine. Ilık bir güz denizi kumsalında büyükçe bir taşın üzerine oturdum.  Sahil gazinosunun hoperlöründen yayılan bir aşk şarkısının ritmine tempo tutan kirpiklerim,   O’nun yanıbaşımda yokluğunu sorguluyordu adeta.  Yağmur sonrası meltem rüzgarında salınan  dalgacıklarda bir kırılıp bir savrulan şavkı gözlerimin önüne geliyordu.   Doğuştan permalı saçlarının helezonik yapısına nasıl da benziyordu su zerreciklerinde kırılan ışığın gökkuşağı.

Akşam karanlığı renkleri yutmaya başladığında hayalden gerçeğe dönüşün refleksiyle uyandım.  Duygularım aklımı da dikkatimi de teslim almıştı. Heyecanımın bedenimden emdiği ter sıcaklığıyla doğanın iklimini fark etmem imkansızdı. Akşam serinliğinde  belime saplanan soğuk, belimi orta yerinden bükse de, çok da umurumda değildi.

Akşam oldu.
Toplam iki saatlik bir uyku ile sabahın altısında uyandığımda, ancak üçüncü hamlede doğrulabildim. Ayağa kalkmak istedim, bedenimin kontrolden çıktığını anlayınca, kendimi yatağa tekrar atıverdim.

 Akşam yemeğine davet edilmiş olmaktan duyduğum heyecan ile belimdeki acı birbirine karışmıştı. Bazen heyecan baskın çıkıyor bazen davetsiz ağrılar. Ağrı ile heyecan arada bir eşitlendiğinde, O’nun karşısına özürlü çıkmanın doğuracağı kaygı, ağır basıyordu.  

Akşam yemeğine henüz on iki saat var. “Acı acıyı su sancıyı keserdi”. Spor takımlarımı zar zor giyinerek, kendimi şehir dışındaki boşluğa attım. Küçük adımlardan sonra ısınan kaslarım   gevşedikçe hızım artıyor, kaslarım ısındıkça sızım azalıyordu.

devamı olabilir

10 yorum:

aysema dedi ki...

Devamı sabırsızlıkla bekleniyor efendim...

aglea dedi ki...

toplam iki saatlik uykular...

en fazla iki saatlik, dalıp, dünyadan bir anlık geçip gidiverecek de, hayatı boyunca beklenmiş bir şeyi kaçıracakmış gibi bir endişeyle yerinden fırlayarak uyanmalar. ayak çıplak koşup, yol(un)a bakmalar...

ne güzel sızıymış böyle...

devamı olsun, lütfen:)

zihni dedi ki...

çalışacağım efendim. ama zorlanıyorum doğrusu. buraya sığdırmak için özetlemek yeniden yazmaktan zormuş:)
teşekkürler Aysema Hocam.

zihni dedi ki...

tozlu raflarda küflenen aşklardan maraz çıkıyor sonra:)
kaseti aradabir başa sarmakta yarar var değil mi. en azından verdiğiniz emekleri gözden geçirdiğinizde saygınız bir başka şekilleniyor...

ehh, çalışacağım devamına.

Zeyno dedi ki...

Devam devam. :) Özlemişim...

zihni dedi ki...

Zeyno,
devam etmesi kolay olmasa da denemekte yarar var:)
teşekkürler efendim

Lunapark Queen dedi ki...

Devamını bekliyorum ben de :) Ben de seni bloguma beklerim, güzel yorumlarını da beklerimmm :)

http://lunaparkqueen.blogspot.com

zihni dedi ki...

Lunapark,
hoş geldin.
devamı yolda efendim.

teşekkürler

Kali Rind dedi ki...

Anlatı yağ gibi olmuş, eriyip hıphızlı akıyor.

hem de çok samimi...

Çok hoş...

zihni dedi ki...

"akmaya devam etsin" diyenlerdensin:))

anladım, teşekkürler Kali Rind:)