31.3.13

bir apaçi masalı'nın kökeni

Okuyan Us yayınları-2011/ Angutyus 
Bir Apaçi Masalı 

Bu masalda, 1980 sonrası nesillere biçim veren ideolojinin ürünü olmaya direnen bir kahraman vardır. Daha edilgen, daha boşvermiş, daha güdülgen, daha sorumsuz, daha kaygısız... bir karaktere başkaldırının öyküsü....
Bu başkaldırıda, mevcut düzenin kurgulu gidişatına zıt politik tavırla değil, kendi doğal refleksini ortaya koyarak direnmeye çalışan bir masal kahramanı. Yazar, her başkaldırıda yalnızca uçabilmekte değil, zaman zaman başının "liberal tavana" çarpılışı, o rest çektiği biçilmiş kadere yenikliğin yarasını da taşır. Öyle bir taşıma ki, (liberal) "tanrının(!) bana verdiği lanetle yaşamayı öğrendim. Ben bu lanetten bile keyif aldım." demesinden belli.

Apaçiler savaşmayı değil, yalnızca sevişmeyi öğrenmiş olacaklar ki, yem olmaktan kurtulamadılar. Oysa öğrendikleri öğrenmediklerine bin çekerdi.
"Apaçi" kavramı, Beyaz Avrupalıların Kızılderililerin vatanını işgal ederek, onları tamtamcı kültüre indirgeyen, "arabesk sevdaya" saplayan insan profilidir.

AB'nin büyük şirketlerinin uzanabildiği bütün ülke insanını da aynı kalıba sokan, farkındasızlığa ve serseriliğe gömme politikasının ürünü.

Yeni Dünya Düzeni, yeni insan profilini önceler. ABD ulusal kalkınma ajansı (USAİD)nın geliştirdiği proje olarak bilinir. Özelleştirme kimin çıkarına kitabının yazarı Brendan Martin, neo-liberalist dalgayı ciğerlerine kadar röntgenlemiş, bütün dünya yoksullarını, ulus farkı gözetmeden, sıcağı sıcağına uyarmıştı!

Batı sermaye sınıfı, Sovyet Sosyalizmi'nin içeriden ve dışarıdan çökmesine büyük katkılar sağlamış, sonra küçük devletler üzerine kurduğu oyunlarını hayata geçirmeye başlamıştı.

12 Eylül 1980 askeri darbesine zemin hazırlama kaosu, "özgür birey ve onurlu toplum" mücadelesi veren sosyalist gençliği linç etmekle başlamıştı. Halkın dikkatleri ve itaat zincirlerine, birden fazla kilit vurulmuştu. Kaygısız halkı ikna etmek için ortaya sürülen propaganda araçları, özel ve renkli televizyonlar ve tv.lerin başına (USAİD) ulusal kalkınma ajansının besleme kalemşörlerini yerleştirerek, liberal operasyon bütün hışmıyla başlatılmıştı.

Belli ki amaçları, genç nesillerin beyinlerini iğdiş ederek, daha kolay sömürmek, maliyeti düşük, sıcak savaşsız yöntemle bütün mevzileri ele geçirmek, ulus aşırı şirketlerine yeni alanlar yaratmaktı.

(Tahkim Yasası, yabancı sermayenin kritik konularda devleti devre dışı bırakan imtiyazlarından biridir)

Bu senaryoya yerli egemenler de "allah!" diyerek sarıldılar. Ordu, güvenlik güçleri, istihbarat ve kestirmeden "yüce makam" arayan sağ politikacılar da bu gidişi körükleyerek, alevin yükselmesini "sağ"ladılar.

Köylerden koparılıp, büyük şehirlerin gecekondu semtlerinde istiflenmiş iş gücü, merkezdeki burjuva sınıfını koruyan polisgücü, askergücü.... bu potansiyelin derinlerine yerleştirilen (örtülü ödenek sermaye gücüyle) cemaat ruhu, görünen yüzüne arabesk tınılar üflenerek kaderlerinin mumyalanması boşuna değildi.

Tarım ve hayvancılığın bitirilmesiyle, ekonomiden çift yönlü yararlanma fırsatı doğmuştu. Bunlardan birisi ithal ticaretten köşe dönme planı, diğeri de sanayileşme adı altında, ucuz nesli iş merkezlerine yakınlaştırmaktı.

Herşey güzel olacaktı.
"Kadınların karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etmemek politikası, nesli hem korkak, hem kalabalık yapan stratejilerden diğeriydi. "En az 3-5 çocuk" arasından kaç apaçi çıkardı kim bilir?

Aradan 33 yıl geçti. Yaşam kalitesini en iyi fark edenler, 40 yaş üzeri ve zamanı ıskalamadan, izleyen insanlardır. Toplumun aydın ve bilinçli kesimi doğası gereği bu gidişin asıl tanıklarıdır. Günümüzün ve geçmişin egemenleri ve egemen temsilcilerin, aydın (öğrenci, bilim insanı, sendikacı, sanatçı ve yazarlar) la neden hep savaş halinde olduğunu anlamak zor olmasa gerek.

Adını "gelişmiş, az gelişmiş, gelişmekte olan" koydukları 80 civarı ülkede bulunmuş, özgürlük macerasında yaşadıkları ilkellikte hiç birinin diğerinden farklı olmadıklarını anlatıyor bu masalın kahramanı.
Başkalarının sunduğu kadere meydan okuyan, metal ya da rock tepki biçimine paralel, argo ve küfürler öyle onikiden ve anlamı bütünleyen kıvam da ki, bir gitarın en hassas akordunu andırmakta. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana bu küfürler elbette az.

(liberal ideoloji ürünü olan) İnsanların bana dayattığı doğrular, kurallar, beni ve içimdeki köpeği pek ilgilendirmedi. Kendi kurallarımla, kendi doğrularımla yaşadım. kadere hiçbir zaman inanmadım. Kader denilen dayatmanın sadece insanların kendilerini sorgulamaması, ellerindekilerle yetinmelerini sağlamak için uydurulmuş bir kurmaca olduğuna inandım.

Toprak ile kendine yeten köylüleri büyük kentlerin gece kondu harabesine tıkayarak, işsizleri oy deposu olarak kullandıkları, onları çeşitli enstrümanlarla oyaladıkları, gerektiğinde çalışan azınlığa rekabet edecek, ucuz iş gücü potansiyeli, aynı zamanda varlıklarını "düşmana" karşı koruyacak mehmetçik stoku olarak gördükleri, büyük bir depodur gecekondu bölgeleri.

Apaçi masalı buradan başlar, kim bilir nereye konar? Angut-yus kuşu iyi uçar ama, zor konarmış.
7. seri sonunda anlayacağız.



1 yorum:

Ebru dedi ki...

Dün Arkadaş Kitapevine gittim eve yakın orası ve yoktu:( Telefon bıraktım getirip arayacaklar:)