6.10.16

çarıklı aşıklar

*çarıklı aşıklar*roman
3. kitabım olacak "çarıklı aşıklar" romanım kabaca, 
yarının az ilerisinde yoluna devam ediyor.
(kapak tasarımıyla)
------------------------------------------...
yarısından kısa bir parça:
.....


*Müdür’ün odasına girdiler, boş kanepeye oturdular.
“Geç kalmamızın nedenini anlatmamı ister misiniz Müdür bey?” Diye sordu Şennaz.
Müdür, “nasıl oldu olay, anlatır mısın?”
“Özetini mi, tamamını mı…?”
“Bir başla bakim, sıkılırsam “yeter artık kes” diyebilirim dedi. Müdürün cevaplarında alay ile espri karışımı bir mayhoşluk vardı.

“Evet!” dedi Şennaz. “Konu, bir intihar eylemcisine yardım etmemizdir:
"20-30 civarında insan, tahminen onbeş kadar bina ileride, bir apartmanın son katına doğru bakıyorlardı. Kalabalığa yaklaştık, herkesin baktığı yerde 18 yaşlarında bir delikanlı, bir şeyler demeye çalışıyordu bağırarak. Bazen ezik, ağlamaklı, bazen öfkeli, bazen de suskun öylece, sümüğüyle birlikte iç çekiyordu. Kır saçlı bir adam intihar eylemcisine bağırarak aşağı inmesi için yalvarıyor, ikna çabasını sürdürüyordu. Bir kadın da yanında yetişkin iki kızıyla birlikte ağlayarak yalvarıyorlardı, “oğlum vazgeç, kardeşim yapma…!”.

Konuyu anlamak için yanımdakilere sorduğum sorular havada kalıyordu. “Biz de senin gibi anlamaya çalışıyoruz, bildiğimiz sadece adamın intihar eylemi” diye geçiştiriyorlardı.

Eylemciye bakarak, “Aliii! İn aşağıya, ben onu getiririm şimdi sana. Yeter ki biz gelene kadar bekle” diyen 25 yaşlarındaki kadına yaklaştım, “afedersiniz konu nedir?” Kadın: “kardeşim arkadaşıma aşıktır, arkadaşım da bir başkasına... Kardeşim bir türlü sindiremiyor bunu. Bu ikinci eylemi, daha önce hap kullanmıştı da ucuz kurtulmuştu. Sanırım bu son olacak! Aklı da normal değil. Yapacağımız tek şey sevdiğini buraya getirip ikna etmesini denemektir” dedi.

Kısa bir an, ne yapabileceğimi düşündüm. Zaman çok hızlı akıyordu. Aklıma ilk gelen öneriyi sunmak istedim.
“Kadın kadına iş birliği yapalım mı seninle?” Diye sordum.
“Nasıl yani?”
“ Bak arkadaşım, bir senaryo yazdım ve bunu birlikte oynayacağız. Kardeşini bu oyunla kurtaracağımızı düşünüyorum.” Kadın biraz düşündü, “Olur!” Dedi kısaca. “Denemeye değir. Zaten polisler de yaklaşamadı binanın konumundan dolayı” diye ekledi.

Arkadaşınla sevgilisini buraya getirebilir misin kısa zamanda? “Getiririm ama korkarlarsa bu alana giremeyebilirler”.
“Hadi bir dene”.
Kadın cep telefonundan arkadaşını aradı, “bir taksiye atlayın hemen gelin, taksi paranız benden” dedi. Rica etti, yalvardı. Arkadaşı "tamam" demiş ki, 15 dakika sonra buluştuk. Senaryoyu oyunculara tek tek anlattım. Kendi rolümü sürpriz olarak kendime sakladım.

Kadının sevgilisi Murat 25 yaşlarında, olgun birine benziyordu. İlk rolünü oynadı:Ali'ye dönerek, “beni dinle salak! Ben bu kızı seviyorum, bu da beni. Zaten tek engelimiz sendin. Bu yüzden evlenemiyorduk. Hadi atla ulan ibne, aşağıya atla da kurtulalım senden”. Sevgilisine sarıldı. Sevgilisi karşılık verdi.

Hemen oyuna girdim, bağırarak,
“Ali, uğruna intihar edeceğin insanlara bak, değer mi bunlar için ölmek! Bu kadar sevgi dolu bir adamın değerini bilmeyen salak kadın için harcamamalısın kendini. Ben senin kadar yürekli bir aşk adamı bulsam, kollarına atlardım. Seni tanımak istiyorum. Sana kadın gözüyle-gönlüyle aşkı anlatmak istiyorum, hadi çabuk gel…”

Kollarımı açtım, gözlerimi kapar gibi yaptım ama gözlerimi görecek kadar yakın değildi. Sustum. Ali’nin gelmesini bekledik hep birlikte. İzleyenlerde de çıt yoktu. Belli ki herkes bu tiyatronun son sahnesini merak ediyordu.

Ali biraz durakladıktan sonra birbirine sarılanlara baktı, bir de kollarını açıp bekleyen benim tarafa. Tekrar o kadına döndü, avazının çıktığı kadar bağırarak, “oruspuuu, fahişeee..!” diyerek damın ucundan çekildi. Bir süre kaybolunca, "binanın başka bir köşesinde intiharı dener mi" diye merakla bekledik. Kısa bir süre sonra, Deli Aşık apartmanın giriş kapısında göründü. İzleyenlerden bir alkış ve tezahürat tufanı koptu ki,
herkes Aptal aşığı bıraktı, bana dönerek alkışlamaya devam ettiler. Polisler aşığı giriş kapısındayken aldılar. Polis otosuna doğru götürürken, “durun ağabeyler, kollarım henüz kapanmadı, söz verdim, tebrik etmek istiyorum arkadaşımızı" dedim. Ali’ye bir süre sarılı kaldım.

Polisler Ali’yi hastaneye götürürken, Bekir ile birlikte kalabalığın arasından sıyrıldık, ileriye doğru yolumuza devam ettik. Şimdi de gördüğünüz gibi buradayız.

2 yorum:

Mehmet Osman Çağlar dedi ki...

Şimdiden bol satışlar dileyerek kutluyorum dostum. Lirik ve akıcı bir anlatım görüyor ve yayınevi sıkıntısı çekmeyeceğini umuyorum.

Zehni Örer dedi ki...

Teşekkürler sevgili dost, şimdilik yayınevi sıkıntısı yok gibi ama, gecikmelerin bilmediğim nedeni var. Öğretmenim Dergisi Yayınevi beni sözleşme ile 5 yıl bağladı.Henüz yeni sayılır yayınevi ama, sanırım bu yıl biraz daha atak yapacak gibi görülüyor.