19.2.17

insan hakları evrensel bildirisi ve uzlaştırma (cmk-253) yasasının sinyalleri

Çok sayın Avukat Arkadaşım bir zamanlar demişti ki,
“avukatlık mesleği kapitalist sistemlerde para aklama mesleğidir”. O zaman açılımını da yapmıştı.

Bu aralar “Çarıklı Aşıklar” romanımın bitmiş olmasıyla (2. kontrol aşamasına girmesiyle) dinlenme moduna geçtiğim şu sıralarda, kafayı adalete yormaya başladım. Başladım değil, resmen görevdeyim. Bu nedenle şu tozlu raflardaki, 1949'da kabul ettiğimiz "İnsan Hakları Evrensel Bildirisi"nin 30 maddesini gözden geçirdim ve düşündürdüklerini irdeliyorum.
Bu arada yeni görevim UZLAŞTIRMA konusunda da bir şeyler diyorum aşağıda.

***
Bizdeki Evrensel Bildiri'nin 15/30 maddesinde ihlal olduğunu tespit ettim. Bu ihlallerin bir kısmı sistemin kapitalist değerler ölçüsüne sığdırılmasından kaynaklı. "Herkes eğitim hakkına sahiptir"/26-1
Eğitimin maliyeti hesaba katıldığında herkes eğitim hakkına sahip olsa da herkes eğitim alabilir mi?
Hayır!
O zaman bu madde yoksullara hükümsüzdür. O kadar!

Başka bir örnek, "Madde 19- Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır."
Bu konuda da takdir, objektif düşünenlerindir. Gerçekten öyle mi?

"Madde 16-1. ...evlenmeler çiftlerin özgür ve tam iradeleriyle yapılır."
Çocuk gelinlerden söz edelim mi biraz? Daha çocuklara tecavüz salgını bile çözülememişken.
..............
Fazla uzatmayayım, kapitalist sistemlerde "adalet mülkün temeli" mi, yoksa metası mı olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
------------------------------

Nankörlük etmeyelim, Bu hükümette Adalet Bakanlığı'nın imza attığı güzel şey(ler) de var.
CMK 253/ UZLAŞTIRMA.

Davalı tarafları kısa yoldan barıştırarak raporlayarak mahkemenin yükünü azaltmak, topluma barışmanın erdemli ve uygar bir davranış olduğunu yaymak. Yeni nesillerin bilinç altına barış ekmek… falan.

Diyeceksiniz ki, bir yandan toplumu gererek suç oranını artırırken, diğer yandan cmk 253 de ne oluyor?
Sorun sorun; sormadan sorunlar anlaşılmaz.

Amerika’da ve Avrupa ülkelerinde başarılı şekilde uygulanan bir icatmış uzlaştırma. Hatta, hakimin yaptığı yargılamadan daha önemli olduğunu söyleyen hukuk profesörleri var.
Sağolsunlar bizimkiler de almışlar, getirmişler ve uyguluyorlar. 5 yıldır henüz yeni yeni fark edilen bir uygulama.

Son yılda öyle dikkat çekti ki… Yıllarca tozlu raflarda bekleyen basit bir dava dosyalarına bir de Fetö örgüt davaları eklenince adalet, “yaz duvara al bahara” noktasına gelmişti. Tam da bu noktada iken, adaletin imdadına Uzlaştırma sistemi yetişti.

Cumhuriyet Baş Savcılarının, üniversitelerde hukuk eğitimi almış kişiler arasından seçtikleri Uzlaştırma görevlileri harıl harıl çalışmaktadırlar.

Karınca kararınca bu göreve aday oldum ve 2017 yılı itibariyle, “Bilirkişilik” görevime ek olarak bir de bu konuda görev yapmaya çalışıyorum. Şu an'a kadar aldığım dava dosyalarında tarafları uzlaştırmayı başarmış olmamdan kaynaklı huzur duymaktayım. Parası da var ama, “mühim olan adalet” Diyorum.

Adalet mekanizmasında görev yapanların tarafsızlığı birinci derecede önemli olduğunu anlıyoruz. Güven duyulması için tarafsızlık ve bilgi birikimi yeterli olursa ancak o kutsal amaca ulaşılabileceğimizi de… Bu yüzden, konuyla ilgili hukuk okumaya devam ediyorum.

Bazen davalı taraflardan birisi, karşı tarafın avukatı olup-olmadığımızı soruyor. Kimsenin özel avukatı, hatta avukat olmadığımızı anlatmak kolay olmuyor. Ya nesin? Diye de sormuyor masum vatandaşım. Devletine öyle güveniyor ki, “devlet adamı ne yaparsa en iyisini yapar” mantığı içinde rahat. Çağırdığımız yere geliyorlar.
Artık bizim de bu davanın tam orta yerinde, Savcılığın gölgesinde durduğumuzu kanıtlamaya çalışıyoruz. 

Siyasi markadan ve tavırdan, veba mikrobundan kaçar gibi kaçmak zorundayız. Günlük siyaset zaten oldukça kirli bir uğraş iken, bir yandan bıraktığımıza seviniyoruz. Bir elimizde adalet, diğerinde siyaset, ateş ile barut gibi birbirine yaklaştırmadan götürmek imkansız gibi ama! Neyse... Bu nedenle birisini kenara koymak gerekiyor. Böylesi daha inandırıcı oluyor da ondan.

Beynimizdeki siyaset mi? İşte onu mevcut düzenlerin siyasetiyle yine içimizden sızdırarak rekabet ettiriyoruz. Yani, adını koymadan, adil olmakta tatlı bir rekabet. Sihri içinde saklı.

Hiç yorum yok: