17.5.07

İŞ YERİ ÜRETİM SİSTEMLERİNDE YÖNETİM PRAMİTLERİ


Zihni Örer
4 Ağustos 1988

 Kapitalist Yönetim Örgütlenme piramiti


Bir işyerinde kapitalist örgütlenme modeliyle, en az maliyetle, en fazla üretimin, en kısa zamanda gerçekleştirilmesi amaçlanır.
Böylece işyeri sahibine, (pazarlama faktörü’nün de başarılı olduğunu varsayarsak) maksimum kar sağlanacağı düşünülür.
Yönetim örgütlenme piramitinde görüldüğü gibi, en altta işgören. Onun “sırtında” işgörenlerin arasından seçilen nezaretçi ve hepsinin sırtında kapitalizmin mantığına uygun olarak üst yönetim Patron vekilleri vardır.
resim buradan
İşyeri sahibi, kasanın başında ve tek amacı kar dır. Burada çalışanların aldığı ücretler yarattığı değere değil, kasaya yakınlığına göre değişmektedir.

Çalışan-amir arasındaki iş ilişkileriyle, zorunlu–sahte- saygı, itaat
ve kölelik ruhuna uygun davranışa alıştırılmaktadır.
İşgörenler mutlu oluyormuş gibi göründüğü sürece işinde kalabilmektedir.
--------------------------------------------
Kamu-Kapitalist yönetim örgütlenme piramiti
Kamu işyerleri her ne kadar sosyal amaçlı kurulmuş olsa da yönetim piramiti, kapitalist modele göre örgütlenmiştir. Ast-üst ilişkisinde disiplin, otokratik ve itaat kavramı dikkate alınarak kurulmaktadır.
Yönetim piramiti böyle öngörse de, disiplin ve itaat beklentilerini çalışma başarısı değil, çeşitli çıkar ilişkileri belirlemektedir.

Çıkar ilişkileriyse başta siyasi taraftarlık, hemşericilik, işyerinden avanta koparma ve suç ortaklığı ve bundan faydalanma isteği vs. çerçevesinde gelişir.

Kamu işyerleri “arpalık”olduğundan, üst yönetimin iş organizasyonu, araştırma, geliştirme, denetleme, pazarlama gibi kaygıları bulunmamakta. İşgörenler, zaman periyodunun dışında gelişi güzel, belki de onyıllar önce hazırlanan bir üretim programını geleneksel olarak sürdürürler; önünde buldukları görevi yerine getirmektedir. Değişen koşullara göre iş planı  önemsenmez. Geleneksel olarak bir işçiden beklenen görev, bir başka
işçinin ona iş hazırlamasına bağlı olduğundan, bir başka işçi de diğerine iş hazırlar.
Üretimin son aşamasındaki bu yapılanma geriye doğru gidildiğinde, kolay ve torpilli işçilerin yığınağı haline gelmiş birimler görülür. Burada bir işçinin yapacağı iş kadrosunda on kişinin istihdam edildiği görülmektedir.
Üst yönetim, siyasi beklentilerinden dolayı, çalışanların en az yarısını, üretimden soyutlayarak, partisine taban nüve oluşturur. İşten kaytarma noktalarını
dolduranlar, siyasetçilerin oy deposu denilen yer burasıdır.
---------------------------------------
Demokratik (özyönetim) örgütlenme piramiti

 

Sosyalist üretim-yönetim sistemi de diyebileceğimiz

  bu modelde, (şekildeki gibi) kimse kimsenin sırtına basmamakta, her çalışanın ayakları yerde, işbölümü ve uzmanlık esasına göre iş ayrımı yapılmaktadır.
Sermayenin hem para, hem de politik iktidarı yere yatırılmış, her çalışana birbiriyle ve hedef noktaya doğru yarışma fırsatı yaratılmıştır.
Burada başarılı olmanın hareketi yükselme değil, ilerlemedir. Hayat ileriye doğru yaşandığından çalışanlar birbirlerinden soyutlanmam
akta; varlıkta ayrıcalık mutluluk nedeni olmaktan çıkarılmaktadır.
Özyönetim, bir işyerinde işbölümümün demokratik esaslara göre paylaşılması ve somut faydaların çalışanlara adaletli dağıtımıyla motivasyon oluşturma anlayışı sağlar.
Öz yönetimde işletme müdürü, yönetim kurulu, denetim kurulu ve yönetim konseyi, işgörenlerin kendi aralarından seçtikleri kişilerden oluşur. Burada üretim araçlarına sahip bir işveren kesimi yoktur. Mülkiyet çalışanlara da ait değildir. Sosyal mülkiyet söz konusudur.
Örneğin; işyerinin karından çalışanlara refah payı (ve özendirme payı) verildiği gibi, aynı bölgede tüketici konseyleriyle iş birliği içinde, istihdamı yaratacak yatırımlar desteklenir ve yapılır.
Çalışan kişinin kendini üretim araçlarına tutsak olarak görme ve yabancılaşma duygusu, diğer yönetim modellerine göre büyük ölçüde kalkar. Topluma mal olmuş araçları toplum için kullanmanın, çalışana çalışma mutluluğu verdiği savunulur. Bunun sonucunda verimlilik arttığı gibi, çalışanın morali de yükselir.
Kamu ve özel sektörlerin tam arasında bir yerde bulunan yapı, çalışanlarının kendi kendini yönetmesi (özyönetim) bakımından sağlıklı bakış açıları getirmektedir. Özyönetimin, geleneksel iş yönetimi felsefelerine göre daha umut vadeden bir seçenek olduğunun farkına varanlar giderek artmaktadır.

ÖZET:
Kapitalist üretim modelinde toplam fayda, patronun bütçesine giren-çıkan arasındaki pozitif farka göre belirlenirken,
Kamu-kapitalist üretim modelinde geçinecek kadar iş sahibi olunmanın, hükümet partisine tekrar oy vermek için bir cazibe merkezi durumundan öte işlevi yoktur.
Her iki modelde de çoğunluğa varlık sağlamak yerine, sürekli umut sağlamak daha ucuz ve bağımlılığı artıran taktik olarak bakılır.
Öz yönetimde ise, yerel birimlerin özerkliği ile başka yerel birim kümelerinin (konseyler) arz-talep ilişkisi, üretim stratejisinin itici gücü olmaktadır.
Öz yönetim modelinde de bireyin zenginleşmesine fırsat vardır. Birey bu zenginliğini iki amaçla değerlendirir: Birincisi, yaşamını kolaylaştırabilecek tüm olanakları ekonomik gücü ölçüsünde sağlar. Kültürel ve sosyal gereksinimlerini dilediği kadar karşılar.
Tek yapamayacağı faaliyet, yaşamını aşacak (ölüm sonrası) zaman için biriktirme yapamayacaktır. Bu düzeye gelecek varlıklar, yaşayan neslin konforuna harcanacaktır.
Yeni doğan bir çocuğun bile temel gereksinimleri hazır olmuş olacaktır.
Burada belli bir düzeyden sonra, çalışma mesai süreleri kısılırak, sosyal yaşama daha fazla zaman yaratılmış olunacaktır.
Dolayısıyla, diğer düzenlerin bileşke (ortalama) refahından, Öz yönetim sisteminin refahı daha üst noktada olacaktır. Çünkü, burada “EGO”ların tatmini(sizliği)ne gidecek yatırım, toplumsal refahın alt yatırımına harcanacaktır.
Kapitalist ve kamu-kapitalist üretim modelinde, (şekildeki gibi) gelirin karşılığı yaşam düzleminden tepeye doğru akarken, "özyönetim üretim modeli"nde gelir, yatay, yani yaşam düzleminde kalmaktadır ki, bütün insanların erişebileceği bir düzlemdir burası.
Kamu ve kapitalist yönetimin tepeye topladığı getirilerin önemli bir kısmı asalakların geçimi ve konforuna harcandığı için, geriye dönen kısmı kamuda azlarak yok olmaktayken, kapitalist özel mülkiyette stoklanmaya gömülmektedir.
kritiğin devamı



2 -Ya "SEN"ce?:

Adsız dedi ki...

kapitalist sistemin başarıları da ortada... bana bir sosyalist ya da komünist ülke söyleyebilirmisiniz kapitalizmden daha çok kar ettiren. neticede işyerleri ve kurumlar sadece ve sadece para kazanmak, ailesini geçindirmek amacı ile kurulur. işçilerin de patronların da amacı ailesini geçindirmektir. geçimini sağlamaktan başka bir amaçla çalışan bir işçi örneği verebilir misiniz? ya da para kazanmamak için çalışan bir patron örneği. demek ki bu konuları kapitalist sistem daha iyi yönetiyor. rusya bile komünizmden kurtulduktan sonra(kapitalist olduktan sonra) dünyadaki gerçek yerine sahip olabilmiştir. Çin'i örnek gösterecekseniz eğer, 30 $ maaşla işçi çalıştırıp, bedava enerji sağlayabiliyor olmasa, o da çoktan göçmüştü. kapitalist sistemde işçi 1700-3000$ maaş alıyor. yani kapitalist alman mercedes'e audi'ye, bmw'ye opele binerken, çin'deki işçi bisikletle geziyor, veya rusya'daki işçi moskoviçe biniyor. ona da devlet izin verirse :D yani sizin anladığınız, anlattığınız kadar iyi birşey değilmiş galiba sosyalizm. kapitalizm zenginliğin, sosyalizm ise yoksulluğun paylaşılmasıdır.
guarder_59@hotmail.com

zihni örer dedi ki...

kapitalist sistemin başarıları da ortada...bana bir sosyalist ya da komünist ülke söyleyebilirmisiniz kapitalizmden daha çok kar ettiren diyorsunuz.

Sn. isimsiz,
"Kapitalist sistemin başarısı" bir alt satırınızdaki,
"DAHA ÇOK KAR ETTİRME" olarak açıklamışsınız. Evet, bu doğru bir açıklamadır bence de.
Ama, bu konuyu son satırına kadar okumanızı ve şu sorunun cevabını bulmanızı önerirdim. Eğer bir daha buraya uğrama gereği duymuşsanız.

"daha çok kar ettirme tutkusudur " zaten insanlığın canına okuyan şey. Bütün savaşların yoksulluğun ve cahilliğin altındaki asıl neden.

Size ideal bir sosyalist ülke gösteremem tabi ki. Sosyalizm sovyetlerde tepedelkilerin oligarşik tutumu ve kapitalist dünyanın bu sistemi çökertmeye ayırdığı kaynaklar yüzünden, başarılı edilmemiştir sosyalizm

Sosyalizmin tarihteki yaşı 50 yılı geçmez. Ama kapitalizmin yaşı, ilk çağların kölelik ve derebeylik dönemiyle başlar.
Sorularınızın cevapları, konu içinde olduğundan, tekrar etme gereği duymuyorum daha fazla.
Katkınız içn ayrıca teşekkür ediyorum.

--