5.3.11

çıtayı engin tutmak

Solculuk kisvesi altında faşizme hizmet ediyorlar, kerhaneye düşmek gibi bir şey, belki daha da kötü!
Emre Aköz, kendisine yumurta atmaya çalışanlar arasında gözüne ilişen "cırtlak sesli birkaç kara kuru kızdan" sözetti.
Keşke o kızı tutup şap diye öpseydin Emre... Belli ki kimse öpmemiş...
Belki de ossaat liberal kesilirdi!

 * * *
Engin Ardıçın "kuyuya taş atma" huyunu kendi yakınlarında dizginleyen olmazsa, birileri bu görevi üstlenecektir tabi ki.

E.Ardıç’ı okuduğumdan ya da merak ettiğimden haberdar değilim,  kokular hızlı yayılıyor da ondan biliyorum.

 Küçümseyerek sıfat biçtiği, hatta sapıttığı o insanlara liberaller tarafından biçilen “kader” komünist olmak için  yeter de artar bile.
Büyük ihtimalle kendini çok zeki sanıyordur. Ama nasıl liberal olunacağının da itirafını yaptığının farkında mı bilinmez. “Sermaye adamı öpmeden liberal saymaz ve köşesinde borazancılık yaptırmaz” olarak tercüme edebiliriz bu itirafı. O “kara kuru kız”ların, liberal zihniyete bu yüzden meydan okuduğunu biliyor olmalı ki, çarpıtma yöntemiyle anlamı tersine çevirme ustalığını icra ediyor. Sihirbazlık ile zeka aynı mıdır? Sosyalizm ile faşizmi aynı kutuya sığdırmaya çalıştığı gibi….

 * * *

Kalbinin attığı yerden bakanlar özetle, Ne demişler:

O kızı bilmem ama seni bir öperlerse deniz anasından beter yumuşak olursun ve seni bir daha kimse toparlayamaz.
.......
Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre 2002 yılında kadına yönelik şiddetten 66 kadın öldürülmüş.  2007 yılında öldürülen kadın sayısı 1011’e çıkıyor. 2008’de 806 kadın ve çocuk, 2009’un ilk yedi ayında 953 kadın ve çocuk öldürülüyor. Profesör Orhan Kaçar diye biri açık giyinen kadınların tacize davetiye çıkardığını ve yüzde elli suçlu olduğunu açıklıyor.

 Engin Ardıç ahlakının ve Ak Parti iktidar döneminin "Kadına bakış" referansı'na işaret eden rakamlar...


SİZ HAYSİYETSİZ MİSİNİZ?
Arkadaş! Sevgili editörler, muhterem genel yayın yönetmenleri! Bir millet topyekûn kadınlarına ve çocuklarına karşı taarruza geçmiş, her gün en az bir kadın öldürülüyor ve kim bilir kaç çocuk ensest kurbanı oluyor.
Bu memleketin üniversitelerinden birinde dekan diye koltuğa oturttukları bir adam, dekolte ve tecavüz arasında illiyet rabıtası kuruyor.
..............

* * *
Arif olamadığı için ‘fazla erkek’ olmuş kişiler daha iyi bilir; bizim genel geçer sohbetlerimizin bir numaralı konusu doğru olsun ya da olmasın, bağışlayın ama ‘cinsel hayatımız’, ‘cinsel özgürlüğümüz’ falan değil, nasıl ve ne kadar ‘s.kiştiğimizdir’. Ömründeki yegâne gurur vesilesi bu olanların ülkesinde çünkü ‘cinsel hayat’ diye bir şey yalnızca bacılarımız için değil, bizim için de görülmüş şey değildir. (Engin Ardıç istediği kadar görmüş gibi yapsın, kendisinin de bir sevişme değil, ‘s.kişme’ ürünü olduğu malûm!) Cinselliği hayatına fetih coşkunluğuyla nakşetmiş olanların da “kültüründe sevişmek yoktur” elbette. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu Başkanı Kemal Tamer, “sevişme” konusundaki engin görüşlerinden bahsederken, “Bizim kültürümüzde böyle bir şey yok. Bu tavır, bir anlamda gayrımeşru ilişkinin teşviki demektir. Çünkü bir düşünsenize, “sevişmeyi” bilen insanların yaşadığı yerden böyle kazıklar türer mi? Ancak “kültüründe sevişmek olmayan” toplumların çıkarabileceği ve dahi kaldırabileceği nitelikte şeyler bunlar.
...........

* * *
Eleştirel Günlük:

…Ayrıca ben sevişmeye düzme diye hiç bakmadım. Sevişmek iki kişi arasındaki güzel bir doyumsal (hem tensel hem de tinsel) ilişkidir. Düzüşmek sizin (i…….da) erkeğe verilmiş bir imtiyazdır. Ben insan olmak için de bu imtiyazları bile red edecek kadar insanim. Düzmek bir hayvana yaraşır./

* * *

Ve Özlü söz: “Engin eşeğe çıkan çok olur”
Açıklaması:engin üslupla yazarsan…  vuran çok olur.



Hiç yorum yok: