24.3.11

Blogger yasağında suç ve ceza kavramı

Eskiden sendikalar kapitalist rejimin güvenliği bahanesiyle, egemenlerin korkulu rüyasıydı; onu "liberal operasyon" ile hallettiler. Günümüzde sosyal medya sendikaların yerini almış gibi görülüyor. Ve onun da icabına bakıyorlar.
YouTobe yasağı, telefon ve msn dinlemeler, kitap yasağı, Blogger yasağı...vs.
İşin tuhaf yanı,  işlemediğim bir suç için  yasaklı olmak! Komşu elektirik faturasının borcunu ödemiyor diye mahallenin elektriğini kesmek gibi...
Örnek, Bu Siteye erişim yazarı tarafından taa 2007 yılında  (terkedilerek) engellenmişti. Belki şifresi bile kayıp... Kapalı siteye bir yasak da mahkemeden gelince, bana göre çifte sabıklı site ünvanını aldı ve biraz da mizahlık durum oluştu..

Ölüye kurşun sıkmak denir buna.

Evet, Blogger bizim mülkiyetimizde olan birşey değil. Bu yüzden bir hak iddiasında bulunamayız. Çünkü direk bir bedel ödemiyoruz. Ancak, Bu bloggeri kullanırken, bize bu hizmeti sunan kurum ile (ücet edemiyor  olsak da) bir sözleşme imzalamışız.  Bunu bize sunmuş olanların bu işten aldıkları maddi bedel, bizim sayemizde dolaylı olarak gerçekleşiyordur.
Burda insanın gururna dokunan şey, "yasakçılık zihniyeti" ve işlenmeyen suçtan dolayı ceza almayı kanıksatmaktır.
Blogger yasağı Cumhurbaşkanı Gül'ün de gündeminde. Bu konuda çok sayıda mesaj aldığını söyleyen Gül, sorunun çözümü için gereken girişimlerde bulunacağını duyurdu.


"Mısırlı gençler, sosyal medyanın gücünü o kadar etkin kullanmışlar ki eski yöneticilerin tedbir almasına bile fırsat kalmamış


-Bu olayla bir kez daha şu kanaatim pekişti: İletişim teknolojilerinin eriştiği bu güç karşısında hiçbir kapalı rejimin uzun vadede ayakta kalması mümkün değil"


demiş Cumhurbaşkanımız  Abdullah Gül

Cumhurbaşkanı, "Korkunun ecele faydası yok" demek istiyor olabilir mi?
Ya da AKP rejiminin yasaklarını...? Kafam karıştı biraz!

 İcraat değil ama cesaret kapsamında da olsa doğruları söyleyebilmek, takdire değer.
Rejim açısından işin asıl püf noktası,  yasakların uygulamada kalması ve prova edilmiş olmasıdır.  Cumhurbaşkanı'nın karşı olması kariyer tamiratından öte gitmiyor. Yoksa böyle karmaşaları önleyecek yasa beş dakikada çıkardı....

11 yorum:

Nehir İda dedi ki...

Aradan bir ikisini sallandıracaksın bak bakalım diğerleri yapabiliyor mu demiş (yani bence) :)

zihni dedi ki...

"ileri demokrasi"nin niteliği netleşiyor benzer tutumlarla.
kendini iktidar edecek çoğunluk nasıl olsa elini eteğini gelişme sorumluluğundan çekmiş, eli ayağı çarşafa dolaşmışların yapacağı birşey yok!

Dediğin gibi, "sallandırmak"tan günümüze değişen birşey yok.
Çapı küçük olanların taleplweri de küçük olur.

aysema dedi ki...

Doğmamış çocuğa, pardon,basılmamış kitaba toplatma kararı verebilenlerde mantık aranır mı ki?

zihni dedi ki...

o kitabı toplatan "imamın ordusu"ymuş, devletin değil:)

TOLGA dedi ki...

çelişkiler ve imamlar omuz omuza
globalist tusiad anayasasına diyesim geldi:)

bugünlerde mantık arıyorum,
bulursanız haber verir misiniz:)

Elestirel dedi ki...

En cok bu bir toplumu asagilamktir. Blog okuyanlr icin de yazanlar icin de ya da hayatinda blog sozcugunu hic duymamis biri icin de bu yasak(lar) tek tek ve hep-beraber bizi asagilamaktir...Utanc vericidir!

zihni dedi ki...

Tolga,
duruma imamın ordusu el koymuşsa, elbette (düşündüğün gibi), ortalıkta dolaşan "iman", mantığı imha etmiş oluyor;

bu durumda mantığın adresini vermiş oldum:)

zihni dedi ki...

Eleştirel,
Asıl aşağılama konusunu
burada tartışmıştık geniş çaplı. Kurtlar sofrasına düşmüştüm sanki:)

onların aşağılamaları çok ilginç:muhalifleri böyle hiçe sayıyorlar, oy tabanlarını da çaktırmadan aşağılıyorlar o linkte yazdığım gibi.

zihni dedi ki...

EK:
o aptallık (aşağılama) tartışmasını BURAYA özetleyerek almıştım.

Susuz köye hamam dedi ki...

İnternet sansürü kadar saçma bir şey görülmemiştir.. Başarılı. Tebrikler

zihni dedi ki...

Sususz Köy hoş geldin,
yasakçılar elektriği olmayan köye buz dolabı yardımı yapanlardır. senin susuz köye hamam yapanların torunları olabilir büyük olasılıkla:)