7.3.11

kadın onuru ve portakal

Sevgili(Eşimiz+Kızımız+Anamız+Bacımız+ve diğer kadınlar)
/ (bölü)
(Tacizciler+sapıklar+töreciler+maçolar ve bütün eşitlik karşıtları)
= KADIN ONURU


Formülün analizi:
Pay kısmındaki “sevgili”, parantez içindeki değerlerle ayrı ayrı çarpılınca sabit bir değer çıkar. Bu değerlerin büyümesi, Sevgi(li) çarpanının büyüklüğüne bağlıdır. Sevgi çarpanı ise, erkek egemenliğinden uzaklaşmayla ve -kadınların tarih boyu alacaklı olmalarından dolayı- “pozitif ayrımcılık” ile doğru orantılıdır.
Payda kısmındaki değerlerin herbiri ne kadar küçülürse, eşitlik önündeki "kadın onuru" o kadar büyür.

 Hayatı eşit paylaşmak, doğru paylaşmaktır. Doğru paylaşmak, huzur ve mutluluğun kışkırtıcı nedeni sayılır…
Valla doğru söylüyorum, inanmıyorsanız bir de BURAya bakın

video:wildbucher

Portakal çiçeği kadınlar... / Bekir Coşkun
O akşam aydınlık yüzlü kadın bana, "Portakal çiçeğini bilir misiniz?" diye sormuştu.

"Bilmem" dedim:
"Ben Urfalıyım, sadece patlıcan, domates çiçeklerini bilirim..."
O zaman bana "portakal çiçeğini" uzun uzun anlattı:
"Portakal çiçeği, olgunlaşmış meyvesi ile aynı dalda ve aynı zamanda yer alan tek çiçektir..."

inadına sevgili

Benim okurlarım başkadır. Hiçbir şeyi boşu boşuna, gereksiz yere, laf olsun diye asla söylemezler.
Uzun zaman "portakal çiçeğini" düşündüm.
Kitapları karıştırıp, Akdeniz kıyılarında portakal bahçesi aradım, kim bilir kaç kişiye "Portakal çiçeğini bilir misin?" diye sordum.
Oysa her zaman gözümün önündeydi "portakal çiçekleri".
Olgunlukları ile gençlikleri yan yanaydı kadınların.
Yılların getirdiği bilgelik ile terk edilmemiş çocukluk...
Verimlilik ile tazelik...
Geçmiş ile gelecek...
Mazi ile umut...
Meyve ile çiçek...
Önünüze konulan bir bilgeliğin derinliğinde siz çırpınırken, kıkır kıkır bir gülüş duyarsanız, o odur:
"Portakal çiçeği..."
Ya da bir çocuksu muziplik, bir anda size yol açan bir önderlik sunarsa...
"Portakal çiçeği"dir.
*
Duygu Asena'yı dün toprağa verdiler. Vatan Gazetesi, "Onu sarı güllerle uğurluyoruz" diye başlık atmıştı.
Kendi kendime "portakal çiçeği" diye mırıldandım.
Bir toplumun düşünce yaşamında iz bırakmış, kitleleri etkilemiş, fikir bahçelerinin verimli yüzü...
Ama aynı zamanda gençliğin sanki tanımı...
Saçlarını örgü yapıp sokağa koşmaya hazırlanan bir çocuk.
Portakal çiçeği...
*
Zamanın tüm acımasızlığına karşın, yaşam bahçelerimizde bizlere olgunluk ile tazeliği birlikte göstermeyi sürdürüyorlar.
Meyve ile çiçek aynı daldadır.
Olgun bir tazelik görürseniz, odur:
Portakal çiçeği...

6 yorum:

Nehir İda dedi ki...

Sen çok farklısın asıl. Öyle yerlerinden ve öyle zarif dokunuyorsun ki mutlaka mutlaka zihinde yer ediyor değindiğin her satır.

zihni dedi ki...

Yazdıklarımın anafikri ütopyamdır; ötopyamı seviyorum.

Onurlandırdın beni sevgili Ebru:)

Eleştirel Günlük dedi ki...

Matemetkten pek anlamam ve yasamin formullere sigdirilisini da pek sevmem ama bu kulaga hos geldi. Yaratici. Farkli. Bi de oburunu anlamayan okuzler bunu anlarlar belki.. Cok sagol..

zihni dedi ki...

Sevgili Dost,
yaşamın normal yanını formüllere elbette sığdıramayız da,
ortada problem olduğunda matematik işe yarıyor doğrusu. Hele de bizim ülkemizdeki gibi çok bilinmeyenli denklemler ile yaşamak zorunda bırakılıyorsak, cebir, integral, logaritma, geometri..... iş görür gibime geliyor. Bu bir dillerden biridir sadece.
öküz dili, kuş dili, matematik dili.....:))
teşekkürler.

Zeyno dedi ki...

Mis gibi hüzün koktu...

zihni dedi ki...

o portakal çiçeğiydi:)