13.4.11

türbandan kurban olunca

Başın içi gibi dışı da örtülüydü bu dünyaya. Örtü gizleyen demekti, örtünen de gizlenen…
Örtünün üç tür ağırlığı vardı durduğu yerde;
-cinsiyete her an bir bakış saldırısı korkusu,
-saç tellerinin en dipten kırılarak, yönünün değiştirilmesinin ağrısı;
-hücrelerinin D vitaminine kapatılması.

Bu ağırlıklar altında terlemek kaçınılmazdı. Bir rüzgar esti o gece; teri soğutmak mı, örtüyü savurmak mıydı niyeti? Yoksa rüzgar “laikçi” miydi? Kim bilir…!


oooyy anam oy! (12Haziran için)

11 yorum:

aysema dedi ki...

Bir de bu durum var Sevgili Zihni: Okumuşsundur,ama okumayanlar için linki vereyim. Genç Osman oyununun neden tedirginlik yarattığını anlatıyor.(http://www.odatv.com/n.php?n=genc-osman-oyunu-ne-anlatiyor-1304111200)
Eee bir de seçim yaklaşıyor, mağduru oynamak lazım değil mi ama?
"Güneş girmeyen eve doktor girermiş." Başa da aydınlık gerek...

sesiber dedi ki...

Her başını örteni aynı kefeye koyup, aynı partiye maledip size göre beyni örtülü, düşünemeyen o kadınların yerine siz düşünüp, düşünce,yazma,fikir özgürlüğünden, aydınlıktan sürekli bahsedip onların inançlarını gözardı ettiğiniz sürece, sizin için ne kadar önemlidir bilemem ama ben tepkisiz kalamam. Benim örttüğüm başörtüsünün benim hissetmediğim ağırlığından siz nasıl ve neden rahatsız oluyorsunuz, taşımadığınız bir yükün nasıl ve hesabını yapabiliyorsunuz? Ben başımı açınca ülke mucizevi bir şekilde aydınlanacak mı? Sırf bu tip söylemler yüzünden, inadına, bilinçsizce ve inançsızca, başını laf olsun diye örten o kadar çok insan var ki?

Örtünen dişileri başörtüsüyle ayırtedebiliyorsunuz ya, asıl beyni örtülü erkekleri nasıl ayırt edeceksiniz, edeceğiz merak ediyorum. Keşke insanın düşünce yapısını dışgörünüşüne bakıp tahlil etmek sizin söylediğiniz kadar kolay olsaydı...

Hiçbir toplumun tek tipleştirilmesine razı değilim. Ben ülkemdeki düşünce, kültür, giyim-kuşam ve inanç mozaiğini seviyorum.

zihni dedi ki...

Aysema Hocam,
linkini verdiğiniz o yazıyı okudum.
ilgili tiyatronun ana konusunda tam da kadının cariyelikten, erkeğe eşit birey olabilmesinin mesajı yüklü.
Tek eşliliği savunur! "OSMAN Harem hayatına, yüzyılların bu rezaletine son verip tek kadınla evlenmeyi başlatacağım ülkede
gibi mesaj ile ilgilenip bir kadın olarak teşekkür ile ayrılacağına,
Baba kültürü egemenliğinin baskınlığına yenik düşmenin sancısını duymuştur tepkiselliğinin özünde.

zihni dedi ki...

Sevgili Sesiber (blog) Kardeşim,

Her başını örteni aynı kefeye koyduğumuzu nerden çıkardın?
Söz konusu bir olaya yaklaşım biçiminden söz ediyoruz. Bir kadın tiyatroya gidiyor, en ön sırada cart-curt sakız çiğneyerek sahnedeki oyuncunun konsantrasyonuna tecavüz ediyor. Oyuncu en edebi bir uslup ile uyarıyor. Birgün tiyatroya bebeğiyle gelen bir annenin, oyun esnasında çocuğu ağladığı için oyunun yarıda bırakıldığını bilirim.
Her ortamda bulunmanın kendine göre bir adabı yok mudur?
Dolayısıyla kendine yapılan uyarıyı, makam kompleksiyle türbana indirgiyor. Çünkü türban bu toplumda hristiyanların haçı gibi kötülükleri önleyen sihirli bir kutsal haline getirildi.
Toplumda çatışmaların çözüme kavuşması için her bireyin düşünce üretme hakkı vardır. Biz de bunu kullanmaya çalışıyoruz.

Kadını erkek karşısında ikinci sınıf bir varlık olarak (ilgili ayetlerden)gönüllü (!) kabul etmesi direk olarak ilgilendirmiyor beni. Beni bir insan olarak elbette dolaylı olarak ilgilendirmesi gerekiyor. Toplu yaşanılan yerde her bireyin diğerinin sorunlarıyla ve hareket sınırıyla ilgili düşünceleri olabilir, olmalıdır da. Düşünün ki, taşeron firmada çalışan insanların gaspedilen hiçbir hakka itiraz güçleri yoktur mevcut yasa ve geleneksel uygulamalara göre. Dışarıdan fikir önderleri böyle olaylara müdahale etmese, kölelik düzeni eksiksiz kanıksanır hale gelecek.

“Ben başımı açınca ülke mucizevi bir şekilde aydınlanacak mı?” diyorsunuz.
Bilimde mucizeye yer yoktur elbette. Hele aydınlanma gibi bir konu mucize ile asla bağdaşmaz. Aydınlanmanın yolu, özgürlükten geçer. Bir toplumda kendini özgür hisseden insanların sayısı arttıkça ve tavrını da statüko kaşsında koydukça, önce aydınlanma (farkındalık diyorum buna) sonra temel haklarda eşitlik talebi gelecektir.
Şöyle bir söz okumuştum, kaynağını hatırlamıyorum:
“sizin alkolik olup olmadığınız beni ilgilendirmiyor ama siz bir uçak pilotuysanız, alkolünüz beni ilgilendirir”

Biz türbana karşı, giysi özgülüğüne karşı bir olumsuz tavrımız asla olamaz. Ancak, kafanın içi baskı altında kalıyorsa ve o kafa sayısı beni yönetecek insanları belilerken tam sayılıyorsa, orada ilgilenmek hakkımızdır.

Katkın için teşekkür ediyorm.

sesiber dedi ki...

Zihni Bey,
Benim yazdığım tepkisel cümlelerin hiçbirinde sizin ilk paragrafta yazdığınız, babasından dolayı ünlü kahramanın şımarık ve topluma yakışmayan hareketleriyle en ufak bir ilgi yok. Kişiye, olaya bağlamadan yazdım ben hissettikleirmi. Siz olayı başörtüsüne bağlarsanız benim tepkim bunadır ve işte siz o zaman bir başörtülünün yaptığını tüm başı örtülülere maletmiş olursunuz. Bu ülkede her bir kadın olayı gündeme geldiğinde, muhafazakar ya da sol görüşlü tüm tepkisel yazarlar önce başına, kıçına, cinsiyetine bakıp ona göre yazar oldular. Nasıl ki, malum saygısız şahsiyet, "kadın açık saçık giyiniyorsa tecavüzü haketmiştir" türünden etiketlemeler yaptığında rahatsız olduysam, şu anda da aynı derecede rahatsızım. Kimsenin fiziğiyle, giyim tarzıyla, cinsiyetiyle böyle çıkarımlar yapılmaması gerektiğine inanıyorum. Kimsenin ne kadar giyindiği ya da giyinmediği, ne kadar örtündüğü ya da örtünmediği birilerinin sorunu olmamalı. Aksi taktirde o çok önemsediğimiz özgürlükler, eşitlikler hep lafta kalacaktır.

Sevgilerimle

Sibel

zihni dedi ki...

Sibel Hanım,

Giysi özgürlüğü kapsamında eleştirmiyorum türban konusunu. Benim kaygım, evrensel kültürde kabul görmüş olan ÖZGÜRLÜK kavramının içinin boşaltılması kaygısı. Bir toplumun özgürleşmesi o toplumdaki her bireyin ilgi alanında olmalı. Bu kapsamda bakıyorum konuya. İçi boşaltılıp sulandırılan özgürlüğün "sömüren sınıfın" senaryosu değilse bile, bu senaryoyu beslediği kesin. Bu karmaşa içinde kollektif kurtuluş hamleleri açmaza giriyor, bütün kaygım budur.
Türban kouusnunda daha detaylı Burada 2 ayrı başlıkta yazmıştım.

Senin dediğini ve demek istediğini anlamadığımı düşünme lütfen. Ancak, senin gibi, inanç ve türban konusunda masum ve haklı beklentileri olanlanların farkında olmadığı durumlara dikkat çekiyoruz. Politik türbancılarla inanç türbancıları ayırmamızı istiyorsun, buna saygı duyuyorum.

sesiber dedi ki...

Zihni Bey,
Herşeyden önce edebi düzeyde anlaşabilmek çok önemli. Tüm görüş ayrılıklarına son derece saygım var. Bunu böyle medenice, edeplice, seviyeyle tartışıyor olabilmek te bence çok güzel ve anlamlı.
Tüm insanlık için, ülkem için, tüm canlılar için herşeyin güzelini, iyisini diliyorum tüm kalbimle.
Bu güzel diyalog için ben teşekkür ederim.
Sevgiler
Sibel

zihni dedi ki...

Dileklerine ve duygularına katılıyorum Sevgili Sibel Hanım.

Bu konuları tartışırken, "sözüm meclisten dışarı" olsun:)

Türbanı haç işareti gibi şeytan kovalayan sihirli kutsal yerine koyanları gördükçe, bundan nemalanıp da haksız kazanç sağlamaya çalışanları gördükçe, elbette bizim de diyeceklerimiz olmalı değil mi?

sesiber dedi ki...

Öyle Zihni Bey,
Zaten tüm düşüncelerimiz, dillendirmelerimiz arz-talep meselesi şeklinde gelişiyor. Birileri canlarının istediklerini ortaya koyup, alın bunlarla oyalanın, biz de memleketin altını oyalım diyorlar. Biz de oyalanıyoruz.

Eleştirel Günlük dedi ki...

Ne guzel bir tartisma olmus. Duzeyli... Aliskin degilizi boylesi seylere durun yavas yavas, alistira alistira yapin sunlari ne olur?

zihni dedi ki...

Eleştirel Kardeş,
karşımda Sesi-Yorum (kısaca sesiber gibi aydın bir insan olunca, düzey kendiliğinden gelişiyor. Bir de Ceren kardeşimiz vardı türbanlı ve aydın duruşuyla ne kaliteli tartışmalarımız olmuştu bir forumda.