17.4.18

Aşk Sanığı


Fayans çamurunu sıvarken,  hız ile kaliteyi  tatlı bir rekabete sokardım.  Mola,  sadece tuvalet ihtiyacıma bağlı,  kısacık  bir zaman dilimiydi.  Yüzüm hep duvara,  sırtım dünyada olup bitenlere dönüktü.  Son fayansı döşedikten sonra,  kasılan boynumu kütürdetmek için bir sağa,  bir sola döndürürken, balkonun ucuna yakın yerde  bir tuğla ve üzerinde katlanmış bir gazete gördüm. Önünde bir eldiven, yanında ağzı  yere dönük bir çaydanlık, etrafta sigara izmaritleri...
 Dedim ki,  “ulan Hanifi, herkes götünün dahi  kıymetini  biliyor da, sen neden zamana meydan okurcasına hep çalışıyorsun!”
 "O başka, o başkaydı". Fayans doçenti olacaktım ben. Profesörlük bir tık eşikteydi. Bunları düşünürken, merdiven başına doğru bir göz attım ki...  atmaz olaydım” diyeceğim  günlerimin  tetikçisini  karşımda bulmuştum! Bana bakıp, gül yaprağı yumuşakalığında  gülümsüyordu. Oysa Songül'en iyi gülecekti.

Hiç yorum yok: