20.11.06

"şiirimsi"m

AŞK VE ATEŞİ

"Yaşam kevgiri elemeye başladığında aşk harmanını,
üstte kalanı gerçeği,
adına sevgi denir
yele gideni ütopyası,
adına sevda denir.
Sevgi ile sevdanın karışımına aşk denir.
"Sevgi bir tohumdur" diyordu kızılderili.
Ama aşkı verin inekler yesin.
Yani aşk, bir çeşit saman.
Samanalevi?
İşte o aşk ateşi.
İçin için yanar,
içinden yanar,
düştüğü yeri yakar..."
z.örer
------------------------
Sev-i-yer

"Doğduğun değil, doyduğun yer vatanın" demiş düşünür.
"Yaşıyorsan değil, seviyorsan güzelmiş ora".
Üst üste koyalım sevgileri yükselsin,
Sevgiye doyduğun için sevdiğin yerdesin/z.ö.
---------------------------------------------

nehir ida'dan
Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya
kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dün de bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;
ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!
----------------------------------------
ne desem ki?
Düşünün ki bir ağaçtır insan,
kökleri DÜN,
gövdesi BUGÜN,
dalları YARIN olsun.

İnsan ki
en az bir ağaç kadar PANİKSİZ olsun.
z.ö.

9 yorum:

metin-thePoor dedi ki...

Zihni Bey,

Nerelerdesiniz, niye gelmiyorsunuz?

http://ataturkcudusunce.wordpress.com/

Bakın bu adreste birtakım ÖDENEKLİ ajan provokatörler bizi düşman ilan edip hedef gösterdiler. Görün bakın seviyesizliğin de bir seviyesi oluyor muymuş... Bu kadar tahsille bakın baki kalan neymiş...

zihniorer dedi ki...

Haklısın Metin Bey,
iki gündür onların yazdıklarını okuyarak anlamaya çalışıyorum.
Dolayısıyla cevabım olacaktır.
Okuduklarım içi açıcı değil.
Cevabımı da onlara vereceğim.

kaneze dedi ki...

aa zihni kardeş bunlar bana bey demeye alıştırdılar :))
bir de iki defa alıntı boşluk oldu yazarken :) özür valla.

kaneze dedi ki...

“İnsan ki bir ağaç kadar paniksiz olsun,.”.

çok güzel,.
şiir yazın zihni bey yazabiliyorken yazın,.

Metin Bey’in o günkü yazdığı yazıya baktım ben de,

şunu yazmıştım:

Filler yola çıktılar
Dünyayı terk edeceklermiş.
Bir münzevi balık yan düşmüş suyun üzerine.
Gidelim demiş filler
Kimse fark etmeyecek gittiğimizi
Her şey ertesi gün yine eski seyrinde.

BU şiir gibi düz yazı belki alınganlığınıza iyi gelir
diye düşünmüştüm.

şimdiki zamandan başka bir zamanda, kim bilir belki de o zaman şimdiki zamandır. Dünyaya hoyratlık hakim olmuş.
belki o dünya Türkiye’dir.

O hoyratlık birşeylere sebep olmuş, bir balık suyun üzerine yan düşmüş. Balık en derinde yaşayan bir balıkmış ve kimse onun orda olduğunu ne bilirmiş ne de hissedermiş. İnsanlar ise hiç bilmezmiş. Fakat filler balığı görmüşler, anlamışlar. Çünkü onlar hoyrat olmayacak kadar duyargalıymışlar. “Balık suyun üzerinde yan düştü” demişler. Dünya’ya hoyratlığın hakim olduğunu anlamışlar.
Hiç konuşmamışlar; birbirlerine bişey dememişler; gitmeye karar vermişler ve gitmişler. Gövdeleri o kadar büyükmüş ki, o kadar çokmuşlar ki, gittiklerini fark etmemek imkansızmış. Ama dedim ya, dünyaya hoyratlık hakim olmuş. Kimse fark etmemiş koca gövdeli fillerin gittiğini.

Evet, o yazının açıklaması aynen böyle. Sonra şiir gibi yazıyı buraya gönderdim. Daha sonra da yazınızın devamını okumaya başladım. Bir yere link vermişsiniz oraya baktım., “Hay bin kunduz” demek mesele buymuş dedim. Güldüm desem, neyse desem, ne desem derken hiç birşey demedim., fena halde kavgasızmışım.


şiimdi burayı okdum ve yeniden düşündüm,
kavgasız olmak değil de bu,

şiir ile söz ile belki şaşırtarak
aaa evet söz bu,
“bir ağaç kadar paniksiz olarak”
hoyratlığa engel olabildiğin kadar ol.,

balık yan düşmesin,
filler gitmesin…
Acaba bu yazıdaki dil bilgisi hatalarını düzeltmeniz mümkün mü ? Bir de buraya gelmişken size de haber vereyim Muzmin Bey, yazınıza cevap vermek için “zapatista hareketi”ni okuyorum. Düşünüyoum.

zihniorer dedi ki...

aa zihni kardeş bunlar bana bey demeye alıştırdılar :))
bir de iki defa alıntı boşluk oldu yazarken :) özür valla.

knz kardeş,
sen onlara uyma yine de:) "bey" ne soğuk, güven, içtenlik ..vs çağrıştırmıyor değil mi?

Şiir mi yazayım? Sahi beğendin mi?
Günah benden gitti:) Kocaman bir teşekkür ediyorum şimdiden. Teşekkürümün bedeli olarak kötü yazılarımı övmeyesin sakın ha:)
Kış gelmiş bulunuyor. Daha diğer yazıdaki cevabına da cevap yazacağım. Sıcak çayları demliyorum, her zaman beklerim.

Adsız dedi ki...

zertusraspitime


Merhaba değerli zihni ağabey :) El sallayacam sallatmıyorlar burada,neyse siz salladığımı varsayın :)

Selamlar,sevgiler

zihniorer dedi ki...

Merhaba, hoş geldin çam gölgesine zertusraspitime kardeşim.

Kim o el sallatmayan? Yanağına yumuşak bir "öpücük" kondurursan, bir daha eline karışmaz. Bu işin sırrı budur kardeş. Selamlar

Ece dedi ki...

o fotoğraftakileri yerim ben:)

tatlı eşinize hürmetlerimle..

zihniorer dedi ki...

Burada sevgili Ece'ye teşekkür etmeyi nasıl da kaçırmışım!
özürler diliyorum geç de olsa...