14.2.10

sevgili olmak kolay sevgili kalmak zor

14 Şubat’ın “sevgililer günü ilan edilmesinin özel nedenini bilmiyorum ama, neden bir kış ayına rastladığı, “ya ocak ısıtır ya kucak” özdeyişine götürüyor insanı.

Hani, kedilerin“Mart sevdası”ndan esinlenilse, damardan akan kanın fıkıf fıkır kaynadığı iki sevgili,  kucak muhabbetinde farklı keyif çatarlardı.
İki sevgili kedinin damdan dama uzun atlama rekoru ve yüksekten düşme riski, aşka doğru orantıdan başka ne olabilirdi bu ay?
Çiçek özlerinin, arıların hortumlarına çektiği cilvenin esprisi, 14 Şubat ile Güneş'in ittifakına bağlanabilir ancak. Bu ittifak protokolü, arı-çiçek-insan arasındaki “afro-dizayn” problemi de çözmeye  hazır pek yakında. Sonra, temel içgüdüyü gıdıklayan sihirli bir maddenin ortaya çıkması...
O kara kovan balı.

Sokrates’e sormuşlar,
-Hocam, erkekler kadınların ellerini neden öperler?
-Eee, bir yerlerden başlamak gerekir, demiş.

Sevgili olmanın icraatları bunlarla sınırlı değil elbette.
“Gülü soluncaya, seni ölünceye kadar..” sevme ilhamı yine bahar müjdesinden alınmış olunmalı. “Güller ve dudaklar” adına yazılmış olan romanlar da öyle.

Antrenmansız sevgililerin yalnızca sevgililer gününde “seni seviyorum” demesi, dilin hamlamasına neden olabilir; ama çiçek satıcıların sevgilileri hariç.

Aşk ilhamı, sevmek bilmeyi, bu ikiliyi bir yürekte taşıyabilmek de mucizeyi gerektirir.
Bir sağlıklı insan sevme yeteneğine sahip olabilir; iki sağlıklı insan ise sevgili olabilir.
Gençliğinde aşk vurgununa yenilenler, yaşlılıkta kalp krizini yenerler

“Bir gün sevgili olmak yerine, her gün sevgili kalabilmenin” örgütsel politikasını kadınlar yapmalıdır. Çünkü erkekler bu sırada dünyayı kurmakla meşguldürler.

Alman Yeşiller Partisi yöneticileri bir seçim propagandasında bir afiş hazırlamış:
İki sevgili, gözleri kapalı olarak öpüşürlerken çekilmiş bir fotoğraf ve altında iri harflerle şunlar yazılı,
-Ey sevgililer, öpüşürken odaklanmak için gözlerinizi böyle kapatın, ama oy verirken asla!!!

14 şubat’ın “sevgililer günü” olarak uydurulmasının doğru yerinden kavramaya çalışıyorum. Öyle “ahmak kandıran” öpücük günü müdür, yoksa ilgi monotonluğunun, 364 günlük küf bağlamış zamparalığına, bir günlük zımpara atma pratiği mi?

Jetonlarımızın köşelerinden vazgeçebilmeye verilmiş bir fırsat da olabilir.

Sevginin matematiğine inanmayanlar, sevginin miktarını merak etmemelidirler bu gün.
Çünkü, sevginin çelişkilere değil, kusurlara bakmayacağı önceden bilinmeli.

Evet, bu gün sevginin önce varlığını, sonra da bir mevzi daha ilerisindeki miktarını anlamaya zorlamanın yıl dönümü.

Konumuz “sevgi ve sevgili”dir bu gün, unutmayın.
Bu iki sözcüğün ıncığını cıncığını harmanlama gününde, kim bilir birbirine benzemeyen kaç icatlık tanımlama düşer beyaz sayfalara ve kulaklara?

“aşkım için canımı, özgürlüğüm için de aşkımı feda ederim” gibi bir pot kaç kez kırılabilir bu gün?

Örneğin, nasıl bir sevgili olmak istersiniz bu gün ve bu günden sonrakilerde?
Hazırlayın siparişlerinizi.

Saçlarına bir bir yıldızlar takılıp, bulutların sırtında uçurulan melek mi;
yoksa, avrat-herif süngücüne terk edilen kelek mi?

Ciddi olalım bu gün; ciddi ve de dürüst….! Yılda bir kez dürüstlüğün ne zararı olur ki?
Hiç belli olmaz, diyenleri duyuyorum.
İdam mahkumuna son dileğini sormuşlar, bir dakikalığına kral olmak istiyorum” demiş. Kral yapmışlar onu, o da af ilan etmiş kendisine. Ama doğru sevgili bir günlüğüne affeden midir?

Ve sevgi, dalından koparılmış gülün ömründe değil, arasına sarılmış sözün davranışa yansıyan istikrarında aransın….

İki eşin birbirlerine sevgili olarak kalabilmesi zor, ama imkansız değil.
Örneğin, her insan diğerleriyle ilişkilerde "ayrı notadan çalabilir". Ama sevgililerin ayrı notadan ses vermesi, her zaman gerilim yaratmaz. Çünkü, iki sesin (iki ayrı tel gibi) birbirine akordu vardır. Üstteki "si" den çalarken, alttaki her zaman "mi"den çalabilmeli. Buna si-mi uyumu denir. Bu iki sesin akordu yaşamın stresleriyle bozulduğu zaman, sevgi "melodik" olmaktan çıkar, "gürültü"ye dönüşür. Bu akordu uyumlu tutturabilmenin bazı formülleri vardır elbette. Ama burada anlatamam (yerim dar)

4 yorum:

Ebru dedi ki...

O darlık bende de var:) o kadar çok noktada başka tellerden çalarız ki dışarıdan bakılsa asla geçinemez bunlar denir ama başkalık onca yıldır belki de bir arada tuttu bizi. Tabi bir de araya giren ayrılık. Araya bazen ayrılık veya mesafe girmeli iyi geliyor.

zihni dedi ki...

zorunlu ayrılıklar elbette yaklaştırır sevgiliileri de
başka tellerden çalmak bir beste üzerine olursa hoş ses çıkar. Ama öncelikle akort gerek farklı ses iyidir:)

MELİS dedi ki...

Sevgililer arasındaki ilişkiyi dışarıdan kestirmek hep zor gibi görünmüştür bana.

Fabrika Kızı'nı babamların plaklarından Alpay'ın yorumuyla dinlemiştim:)

Sevgiler

zihni dedi ki...

Sevgili Melis,
sevgililer arasındaki ilişkinin
genel olarak yansıma ve sonuçları zaten dışa vuruyor bir şekilde.
İlişkideki olur ve olmazlar aşağı yukarı belli. Ama tarafların uygarlık anlayışları, ilişkinin akort ömrünü belirler. Daha da açıkçası, yaşayanlar bilir:)